Bugünün dünyasının açık güç savaşları arenası olduğuna değinen Uçum, “Savaşta her yol mubahtır” diyen küreselcilerin global bir faşizmin peşinde olduklarını öne sürerek, küresel emperyalizmin artık ekonomik ve finansal egemenlikle yetinmediğini; küresel seviyede otoriter bir siyasal sistem kurma hedefiyle hareket ettiğini belirtti.
Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünyanın bu kötü gidişatına “Dünya beşten büyüktür!” ve “Adil bir dünya düzeni mümkündür!” çıkışıyla insanlık adına büyük bir itirazda bulunduğunu ifade ederek bu itirazın milli devletlerin demokrasi hukukunda ortaklaşması, küresel faşizm tehlikesine karşı güç birliği yapması ve bu tehlikeyi bertaraf etmesi çağrısı yaptığını dile getirdi.
Bu bağlamda demokrasiyi bir hukuk düzenli olarak ele alan yaklaşımın önemli olduğunu belirten Uçum, bu açıdan demokrasinin siyasi teori olmaktan çok bir hukuk teorisi konusu olduğunun netleştiğini ifade etti.
Uçum, “Toplumların değer sistemi ne olursa olsun, demokrasinin bütün siyasal toplumlar için geçerli bir işleyiş hukuku olduğu vurgulanıyor” değerlendirmesini yaparken bu bağlamda da demokrasinin hukuktan destek alan, gerekirse hukuk referansı olmadan işleyen, sadece siyasal alana ait bir olgu olmadığını belirtti.
Demokrasinin tamamen bir hukuk sistemi olduğunu vurgulayan Uçum, demokrasinin kendi hukukunu ürettiğini ve demokrasi hukuku adıyla bir disiplinin oluşmasının gerekliliğinin anlaşıldığı ifade etti. Demokrasi ve hukuk eşiğinin aşıldığını söyleyen Uçum, ‘demokrasi hukuku’na geçmenin koşullarının da oluştuğunu öne sürdü.
Uçum, ayrıntılarını izleyen yazılarda ele almak üzere demokrasi hukukunun başlangıç için temel ilkelerini şu şekilde sıraladı:
