Murat Ülker LEGO’yu kurtaran ‘aile kapitalizmi’nin sırrını yazdı: İflasın eşiğinden dünyanın zirvesine
Ülker, yazı dizisinin ikinci bölümünü yayınladı. “LEGO ne işimize yarıyor?” başlığını taşıyan makalede, iş dünyasının katı gerçeklerinden sıyrılarak oyun oynamanın ardındaki insan psikolojisi ve metafizik ele alınıyor.
Ülker makalesine, Danimarka merkezli LEGO ile Türkiye merkezli Yıldız Holding arasında kurumsal bir köprü kurarak başlıyor. LEGO’nun “Protestan çalışma ahlakı” ile Yıldız Holding’in “Anadolu’nun salih amele dayalı infak disiplini”nin farklı köklerden gelse de her iki yapıda da aile geleneği ile kurumsallığın harmanlandığına dikkat çekiyor.
“Aile kapitalizmi” kavramını bu kez lüks tüketim devi Hermès üzerinden örneklendiren Ülker, markanın 6. kuşak tarafından yönetildiğini ve kısa vadeli kâr için asla kaliteden ödün vermediğini vurguluyor. Hermès’in, LVMH’nin sinsi hisse toplama operasyonuna karşı nasıl aile üyelerinin egosunu bir kenara bırakıp tek vücut olduğunu anlatan Ülker; bu durumu LEGO’nun 2003 krizi ve Yıldız Holding’in 2018 borç yapılandırma süreciyle benzeştiriyor: “Bir şirketin en büyük varlığı bilançosundaki aktiflerinin yanında, kriz anında bir araya gelip ‘bu marka bizim yadigarımızdır’ diyebilen ortak akıldır.”
Makalenin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Ülker’in felsefe profesörleri Roy T. Cook ve Sandra Bacharach tarafından yazılan “Lego Asla Sadece Lego Değildir” isimli kitaptan yaptığı alıntılarla şekilleniyor. Ülker, yetişkinlerin LEGO oynamasının ardında yatan “flow” (akış) haline ve ustalaşmanın getirdiği tatmin duygusuna değiniyor.
Filozof John Locke’un “mülkiyet hakkı” teorisinden yola çıkarak, oyuncunun LEGO ile inşa ettiği eseri “sahiplenmesini” anlatan Ülker; Kant’ın “otonomi” kavramı ve Heidegger’in “mesken tutma” fikirleriyle LEGO’nun sadece bir oyuncak değil, adeta bir “mikro-ontolojik laboratuvar” olduğunu belirtiyor. İnsanların LEGO ile oynarken aslında dünyayı anlamlandırdığı ve kendi varlıklarına anlam kattığı ifade ediliyor.
