Merkez Bankası’nın %29 Hedefi: Güvenilirlik mi, Umut mu?
Son enflasyon raporunun ardından Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini değiştirmemesi (%29 olarak sabit tutması), uzmanlar tarafından farklı açılardan değerlendirildi. Kimi görüşlere göre, tahminin yukarı yönlü revize edilmesi Merkez Bankası’nın kredibilitesini artırabilirdi. Ancak anlaşılan o ki, Merkez Bankası cephesinde, tahmini sık sık revize etmenin güvenilirliği düşüreceği düşüncesi hâkim oldu ve tahminin sabit tutulması tercih edildi. Ancak bu durum, bazı uzmanlara göre, aslında doğru tahmin yapmamanın kredibiliteyi düşürdüğünü gösteriyor.
Daha da önemlisi, Merkez Bankası’nın %29 hedefi, sahadaki gerçeklikle ve matematiksel zorluklarla çelişiyor gibi görünüyor. Mayıs enflasyonunun piyasa beklentisi doğrultusunda çıkması durumunda bile, yıl sonu %29’a ulaşmak için takip eden aylarda enflasyonun %1 civarında, hatta daha altında gerçekleşmesi gerekiyor. Konuşmacılar bu durumu “Merkez Bankası’nın bize Türkçe konuşmadığı” şeklinde yorumluyor; %29’u sabit tutmak aslında “24 tutmayacak, 29’u umut ediyoruz” demek anlamına geliyor. Hatta bazı realist verilerin şu anda %31 gibi bir tablo gösterdiğine dikkat çekiliyor.
Beklenti %59, Gerçeklik Farklı: Halk ve Piyasa Arasındaki Uçurum
Türkiye’de enflasyon tartışmasının en dikkat çekici yanlarından biri, resmi TÜİK enflasyonu ile halkın ve reel sektörün hissettiği arasındaki devasa fark. Hane halkı beklentisi %59 seviyelerindeyken, reel ekonomi beklentisi %42, beklenti anketi (profesyonellerin katıldığı) ise %25.5 civarında seyrediyor. Aradaki 33 puanlık bu farkın, ancak Türkiye gibi ülkelerde görülebileceği belirtiliyor.
Bu uçurumun doğrudan sonuçları var: Ücretliler ve reel sektör bu durumdan ciddi zarar görüyor. Reel sektör rekabetçiliğini kaybediyor. Enflasyonun herkesin hissettiğiyle açıklanan arasında bu kadar büyük fark olması, farklı kesimleri derinden etkiliyor. Resmi açıklamalar aylardır enflasyonun sürekli düştüğünü söylese de, halk için aynı şey söz konusu değil.
Kredi Hacmi ‘İlüzyonu’: Artıyor Mu, Daralıyor Mu?
Ekonomideki bir diğer tartışmalı alan ise kredi hacmi. Genel algı kredilerin daraldığı yönünde olsa da, rakamlar farklı bir tablo çiziyor. Kaynaklara göre, kredi hacmi yaklaşık 16-17 aydır her ay daha yüksek seviyede. Hatta reel olarak da pozitif tarafta bir artış var. Bu durum, konuşmacılar tarafından “ciddi bir ilüzyon” olarak nitelendiriliyor; krediler daralıyor gibi görünse de aslında daralmıyor.
Bu çelişki, reel sektörün krediye ulaşamamaktan şikayet ettiği bir ortamda daha da dikkat çekici hale geliyor. Resmi olarak Merkez Bankası tarafından açıklanan bu rakamların, örneğin kredi bakiyelerine eklenen faizlerle de büyüyor olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde kredi ödemeleri konusunda daha fazla konuşulabileceğinin bir işareti.
Enflasyonla Mücadelede Tek Ayaklı Strateji Yetersiz
Uzmanlar, Türkiye’deki enflasyonla mücadelenin “tek bacaklı” ilerlediğini ve bunun yeterli olmayacağını defalarca vurguluyor. Mücadelenin ağırlıklı olarak para politikası (faiz artırımları) üzerinden yürütüldüğü, ancak bunun tek başına kalmış durumda olduğu belirtiliyor.
