Ana vatanı Güney Afrika olan Leş Kaktüsü, bitki koleksiyoncularının ve botanik meraklılarının en gözde türleri arasında yer alıyor. Diğer birçok kaktüs türünün aksine kış mevsimini büyüme dönemi olarak geçiren bu bitki, görkemli çiçeklerini yaz sonu ve sonbahar aylarında sergiliyor. Beş köşeli yıldız biçimindeki çiçekleri, doğadaki en karakteristik desenlerden birine ev sahipliği yapıyor.
Bu bitkiyi “Leş Kaktüsü” yapan asıl özelliği, çiçeklerinden yayılan ağır ve keskin kokusudur. İnsan burnu için oldukça itici olan bu çürümüş et kokusu, aslında bitkinin üreme başarısının anahtarıdır. Etrafındaki böcekleri, özellikle de leş sineklerini kendine çekmek için bu kokuyu bir davetiye olarak kullanan bitki, doğadaki en ilginç tozlaşma yöntemlerinden birini uygular.
Kokuya aldanarak çiçeğin üzerine konan sinekler, farkında olmadan bitkinin üreme döngüsüne dahil olur. Çiçeğin derinliklerindeki polenler, besin arayan böceklerin vücuduna sıkıca yapışır. Bir sonraki çiçeğe uçan sinekler, taşıdıkları bu polenleri yeni adrese ulaştırarak bitkinin döllenmesini sağlar. Bu sayede Leş Kaktüsü, nektar üretmek yerine sadece koku yoluyla tozlaşma maliyetini en aza indirmiş olur.
