Son derece önemli ve elbette umut verici bir gelişme.
Tabii ki Öcalan’ın da kamuoyunda tepki çekecek şartlar ileri sürmeden “silah bırakma ve fesih” çağrısında bulunması ile başlayan sürecin Suriye ayağıdır bu.
Bu gelişmeler Bahçeli’nin ve Öcalan’ın açıklamalarıyla başlamadı. MİT ve Hariciye’nin bir yıl aldığı ifade edilen çalışmalarıyla bir zemin oluştu.
Bu zeminin sağlam ve netice alıcı olduğuna güvenen Bahçeli, Öcalan için nihayet “terörist başı” yerine “PKK’nın kurucu önderi” dedi.
Öcalan, PKK’yı yarım asır önce ayrılıkçı Pan-Kürt milliyetçiliği ile Üçüncü Dünya Marksizmini bulamaç yaparak ve gaddar bir terörizmi esas olarak kurmuştu. PKK’nın diğer esası “lider kültü”dür. Eğitim kamplarında PKK ve Öcalan flamaları dalgalandırılır.
KCK Sözleşmesinin 11. Maddesi şöyledir:
“KCK kurucusu ve önderi Abdullah Öcalan’dır. Ekolojiye ve cinsiyet özgürlüğüne dayalı demokrasinin felsefik, teorik ve stratejik kuramcısıdır. Her alanda bütün halkı temsil eden önderlik kurumudur… En son karar merciidir.”
Bu, körkütük bir totalitarizmdir. Ama inanmışları için “felsefik, teorik ve stratejik” bir siyasi itikat ve kayıtsız şartsız itaat yaratan bir ideolojidir. İtiraz edenler infaz edildi.
Öcalan’ın “silah bırakma ve fesih” çağrısına Kandil’in verdiği 6 paragraflık olumlu cevapta 7 defa “Önder Apo” denilmektedir!
Suriye’deki PYD’nin programında da “PYD, demokratik medeniyet ve demokratik ulus teorilerinin yaratıcısı Sayın Abdullah Öcalan’ı önder olarak görür” diye yazılıdır.
Şam’da imzalanan anlaşma için Salih Müslim “Önderliğin belirttiği noktaların dışına çıkmış değiliz” diye konuştu.




Yorumlar kapalı.