Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşide yazar Ali Emre, edebiyat alanında hem Türkiye’de hem Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda hem de diğer ülkelerde küresel bir perdelemenin söz konusu olduğunu söyledi.
Emre, küresel perdelemeye edebiyatla direnmenin mümkün olabileceğini belirterek, “Tematik düzlemde işlenecek konularda bir seçicilik var. İçerde bariyerler, barikatlar kurulmuş. Şiir, hikaye, roman yazarken, deneme, inceleme konusunda yoğunlaşırken işleyeceğiniz temalar üzerinde egemen, baskın bir anlayış ve çeşitli dayatmalar var.” dedi.
Gençlerin yazarlığa varoluşçu problemlerle başladığından bahseden Emre, şöyle devam etti:
“Bizde sanki zihnimizin kenarında bir bölme vardır. Edebiyat illa ki öznel, sübjektif konulardan, bunalımlardan, intihardan söz etmelidir diye… Böyle yaptığı zaman yazar, edebi anlamda değer kazanacağını, tanınacağını, isminin parlayacağını ve öne çıkacağını varsayar. 1940- 1950’lerdeki edebiyata çalışarak, dil konusunda, evrensel bakış konusunda zenginlikler getiren ama aynı zamanda prangalar da vuran o varoluşçu baskının, öznelliğin ve sübjektif yaklaşımın halen devam ettiğini görüyoruz.”
Emre, İsrail’in Gazze’de ayrım gözetmeksizin ve acımasızca sürdürdüğü saldırıların da bir şekilde insanlığın gündeminde olduğuna işaret ederek, “Şimdilerde bu konu üzerinde çalışıyorum. Son bir buçuk yıl içerisinde Kudüs’le, Gazze’yle ve Filistin direnişiyle ilgili yüze yakın kitap yazılmış ya da çevrilmiş. Bunun yıllarca biz eksikliğini yaşadık. Bir anne, kızı ona ‘Gazze’yle, Kudüs’le, Batı Şeria’yla ve Filistin direnişiyle ilgili şiirler okumak istiyorum’ deyince, üç, beş tane değil, bu konuda on binlerce eser örnek gösterebilmeli.” diye konuştu.
– “Hz. İbrahim’in hikayesini modern edebiyatta neden yazamıyoruz?”
Şair Mustafa Akar, modern edebiyatta bu toprakların hikayesinin üretilemediği yorumunda bulunarak, şunları kaydetti:
“Alman edebiyatının en önemli yazarlarından Thomas Mann, Hz. Yakup ve Hz. Yusuf’un hikayesini İncil’e, Tevrat’a, Yeni Ahit ve Eski Ahit’e göre üç cilt yazdı. Biz Hz. İbrahim’in hikayesini modern edebiyatta neden yazamıyoruz? Putların içinde doğmuş, orada erginleşmiş, orada ‘seyri sülukunu tamamlamış’ Hz. İbrahim’in hikayesini, modern dille hem edebiyatta hem sinemada hem de dizi dünyasında neden üretemiyoruz. Kur’an-ı Kerim’in en uzun anlatılarından, kıssalarından olan Hz. Yusuf hikayesi ki bence hepimizin hayatında her anlamıyla çok ciddi yönleri olan bir kıssa. Neden modern edebiyat içerisinde bunları yeniden üretemiyoruz? Bunları teker teker konuşmak lazım.”
– “Mukavemet gösterebileceğimiz şey daha iyi yazmaktır, daha iyi üretmektir”
Yazar Kaan Murat Yanık da sıradan bir köy papazına selam verilmediğinde başın belaya girebileceği dönemlerde Avrupa edebiyatının merkezinde kilisenin çok büyük bir tesiri olduğundan bahsetti.




Yorumlar kapalı.