Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve sürece desteğini açıklayan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 2016 yılındaki konuşmasında “Çözüm ve müzakere masa dediğimiz şey en erdemli yoldur. Her cesaretli siyasetçinin denemesi gereken en erdemli yoldur. Bunun da yolunu defalarca haykırdık, defalarca doğruyu işaret ettik. Sizler Sayın Öcalan’ı İmralı’da bir esir gibi tecrit altında tutmaya devam ettikçe işte bu yol açılmıyor. Bu yolu açmanın biricik tek anahtarı var artık, çözüm sürecinde en net iradeyi, en kararlı iradeyi ortaya koymuş bir halk önderini bu şekilde küçümseyerek, hiçe sayarak halkla temasını tecrit uygulayıp keserek çözüm adına bir mesafe kat edemezsiniz. Bunlar bizim sırf propaganda olsun diye yaptığımız çağrılar değil, bir hakikate işaret ediyoruz, az önce İmralı heyeti adına konuşan Sırrı Süreyya arkadaşımız, ondan önce Eş genel Başkan Sebahat Tuncel Hanım altını çize çize ısrarla belirttiler, bunların hepsi barış çağrısıdır, barış; propaganda değil, kuru gürültü değil. Bu nedenle önümüzdeki günlerde demokrasi adına darbelere karşı durup özgürlüğü savunma adına şu ölümleri durdurup barışçıl çözümü gerçekleştirme adına tecride son verilip Sayın Öcalan’ın şahsında bir kez daha müzakereye dönülmesi adına lütfen meydanları, alanları daha fazla kullanın” ifadelerini kullanmıştı.
Demirtaş hakkında bu açıklamalarından dolayı 15 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle yeni bir dava açıldı. Demirtaş’a yönelik açılan yeni davanın ardından DEM Parti’nin sessizliği dikkat çekerken, Kısa Dalga’dan Ayşe Yıldırım Öcalan ile Demirtaş arasındaki görüşmeyi aktardı. Edinilen bilgiye göre; Öcalan’ın 26 Şubat’taki “silah bırakma“ çağrısından önce Öcalan ile Demirtaş arasında birkaç mektuplaşma gerçekleşti. Öte yandan bu mektuplaşmadan hükümet yetkililerinin de haberdar olduğu öğrenildi.
Öcalan’ın bu mektuplaşmalarda Demirtaş’tan “Türkiye’de sürecin dışarıdaki yürütücüsü“ olmasını istediği aktarıldı. İmralı’da yapılan görüşmelerde taraflar arasında Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiği konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi. Bu gelişmelerin ardından gözler bu anlaşmanın uygulanıp uygulanmayacağına çevrildi. DEM Parti çevreleri TBMM’nin yasama yılı tatili öncesinde yani 1 Temmuz’dan önce bunun gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. AİHM kararlarının uygulanarak hem Demirtaş’ın hem Figen Yüksekdağ’ın hem de haksız bir şekilde yıllardır cezaevinde tutulan pek çok siyasetçinin serbest bırakılması bekleniyor.
Kaynak: Kısa Dalga




Yorumlar kapalı.