Olay günü okuldan dönen 15 yaşındaki Çağla, evine kendi anahtarıyla giriş yaptıktan kısa bir süre sonra bir şaşkınlık tepkisi olan “Aaaa” diye bağırdı. Bu, onun duyulan son sesi oldu. Ailesi tarafından, komşuların da yönlendirmesiyle, abisine ait odada kanlar içinde, boğazı kesilmiş halde bulundu. Evde herhangi bir zorlama izine rastlanmadı; apartmanda o saatlerde yalnızca Çağla’nın ayak sesleri duyulmuş, şüpheli bir kişinin görülmediği belirtilmişti. Hırsızlık ya da cinsel saldırı bulgusuna da ulaşılmadı.
Olayın ardından çevredeki birçok kişi sorgulansa da, yapılan incelemeler ve soruşturmalar sonuç vermedi. Yıllar içinde ailenin bazı üyeleri çeşitli televizyon programlarına katıldı ve bu yayınlardaki çelişkili açıklamaları dikkat çekti. Avukat Ümit Altay, ailenin şüpheli beyanları üzerine dosya savcılığına bir dilekçe verdi.
Soruşturma sürecinde çevredekilerin beyanlarına başvurulurken, bazı önemli boşluklar da öne çıktı. Olay günü abinin evde olmadığı ve bu durumun HTS kayıtlarıyla doğrulandığı belirtilmesine rağmen, 17 yıl boyunca kendisinden resmi bir ifade alınmaması tartışmalara neden oldu.
O dönemde baba, olay yeri delillerini karartmakla suçlanmıştı. Yıllar sonra ortaya çıkan yeni bir tanık ise soruşturmaya farklı bir boyut kazandırdı. R. isimli bir kadın tanık, olay günü baba N.’yi elleri bileklerine kadar kana bulanmış şekilde ve elinde bir bıçakla balkonda gördüğünü iddia etti.




Yorumlar kapalı.