1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. Yargı Gölgesinde Siyaset: Türkiye Seçim Öncesinde Nereye Gidiyor?

Yargı Gölgesinde Siyaset: Türkiye Seçim Öncesinde Nereye Gidiyor?

Kaynaklarda yer alan en çarpıcı tespitlerden biri, mevcut iktidarın elinde ülkeyi "şekillendirmekten başka hiçbir çaresinin kalmadığı" yönünde. Bu "şekillendirme"nin aracı olarak ise doğrudan yargı gösteriliyor.

featured

Yargı, Siyasetin Tek Eli mi Oldu?

Kaynaklarda yer alan en çarpıcı tespitlerden biri, mevcut iktidarın elinde ülkeyi “şekillendirmekten başka hiçbir çaresinin kalmadığı” yönünde. Bu “şekillendirme”nin aracı olarak ise doğrudan yargı gösteriliyor.

İddialar oldukça sert: Hakim ve savcıların, henüz iddianamesi dahi hazırlanmamış olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için “suç örgütü lideri” tabirini kullandığı belirtiliyor. Bu durum, “hükmün daha yargılama başlamadan verildiği” anlamına geliyor. Analizlere göre, Erdoğan iktidarı görevde kaldığı sürece Ekrem İmamoğlu’nun “dışarı çıkmasının imkansız” olacağı, ancak bir seçim kazanılıp “rejimi ve yargı sistemiyle kendi halkını tehdit eden, korkutan, hatta esir alan bu rejimi tamamen değiştirmeden” hiç kimsenin rahat etmeyeceği öne sürülüyor. Bu, “seçim kazanıp onları görevden uzaklaştırmadan” İmamoğlu’nun durumunun değişmeyeceği şeklinde yorumlanıyor.

Kaynak, yargı eliyle ülkeyi şekillendirme sürecinin seçim akşamına kadar devam edeceğini ve en büyük korkunun da “seçim akşamı onların topa girmesi” olduğu ifade ediliyor.

Muhalif Liderler Neden Yargı Hedefinde?

Bu “yargı eliyle şekillendirme” stratejisinin bir parçası olarak, iktidara potansiyel olarak oy kaybettirme ihtimali olan isimlerin yargı yoluyla “ayıklandığı” iddia ediliyor. CHP sözcüsünün de bu konuda benzer bir yorum yaptığı ve Tayyip Erdoğan’a rakip olabilecek İmamoğlu, Ümit Özdağ ve Selahattin Demirtaş’ın içeride olmasının bir “tesadüf olamayacağını” söylediği aktarılıyor.

Analize göre, Türkiye’nin görmesi gereken oyun tam olarak bu: Seçilme ihtimali yüksek olan kim olursa olsun, “yargı eliyle ayıklanacak, hücreye tıkılacak”. Hatta Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diploması üzerinden siyasi yasak ve hapisle karşı karşıya kalmasının “hiç kimsenin aklına gelmezdi” şeklinde beklenmedik bir hamle olduğu belirtiliyor.

Bu duruma karşı Türk seçmenine bir tavsiye de dile getiriliyor: “Normalleşme için alınacak tavır şu: Gel kardeşim kimi aday gösterirseniz gösterin gözüm kapalı oy vereceğim.”. Bu tavrın, rejimin en güçlü adayları tek tek ayıklama oyununu gördüğü için alınması gerektiği savunuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin de muhtemelen benzer bir stratejiyle seçime gideceği öngörülüyor: “Ekrem İmamoğlu içeride olsa bile kim aday olursa olsun şöyle diyecek: Ekrem İmamoğlu’na oy vermek istiyorsanız bana oy vereceksiniz. Ben seçildiğim gibi onu dışarı çıkartacağım ve sizin bir sonraki cumhurbaşkanınız, parlamenter sisteme geçilirse başbakanınız Ekrem İmamoğlu olacak”. Bu stratejinin, İmamoğlu’nu içeride tutmanın sadece kararsız %3-5’lik kesimi mobilize edeceği, ancak kalan seçmeni “tohum çıkartma ihtimalleri olan bir yere” doğru ittiği yorumu yapılıyor.

Özgür Özel’den “Akıl Alma” Tehdidi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de 19 Mayıs’ta yaptığı konuşmada (kaynakta İzmir’deki büyük mitingden bahsediliyor) bu duruma ilişkin sert ifadeler kullandığı belirtiliyor. Özgür Özel’in, Erdoğan’ın seçim kazanırken “milli irade” dediğini hatırlattığı, şimdi ise “kaybedeceğini anladı, topu aldı götürüyor” şeklinde kinayeli bir yorum yaptığı aktarılıyor. Gençlere seslenerek “AKP’lilere gençlere topu liderinizden alın” çağrısı yapması, bunun kinayeli ama önemli bir örnek olduğu vurgulanıyor. Çünkü o top kesildiği zaman, “hiçbiriniz oynayamayacaksınız, sadece Bilal oynayacak” gibi dikkat çekici bir metafor kullanılıyor.

Yargı Gölgesinde Siyaset: Türkiye Seçim Öncesinde Nereye Gidiyor?

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.