Prof. Üşümezsoy, yaptığı açıklamada, bu 4.1 büyüklüğündeki depremin, kamuoyunda sıkça tartışılan ve Kumburgaz Sırtı’nı (Orta Sırt) kesen varsayımsal, büyük ve sürekli bir “Avcılar fayı” gibi bir doğrultu atımlı fay üzerinde olmadığını özellikle vurguladı. Bunun yerine depremin, Kumburgaz Sırtı’nı sınırlayan ikincil, normal bir fay sistemi üzerinde meydana geldiğini belirtti. Profesöre göre bu küçük deprem, Kumburgaz Havzası içindeki ana Kuzey Anadolu Fayı segmentindeki önceki bir aktiviteden (örneğin 2019 Silivri depremi gibi) kaynaklanan stres değişiklikleri tarafından tetiklendi.
Kendi çizdiği fay haritaları ve depremin moment tensör çözümlemesini (20 Mayıs 2024 tarihli, 4.0 büyüklüğündeki deprem için normal faylanma mekanizmasını gösteren harita) paylaşan Prof. Üşümezsoy, son depremin fay çözümünün normal fay olduğunu ifade etti. Bu fayın Kuzeydoğu-Güneybatı (KD-GB) doğrultulu olup kuzeye doğru eğimli olduğunu ve Kumburgaz Havzası’nın sınırını oluşturduğunu belirtti.
Üşümezsoy, daha önce Kumburgaz fay segmenti üzerinde meydana gelen ve enerjisinin çoğunu boşalttığını belirttiği önemli bir depremin ardından, bu stresin boşalarak çevredeki ikincil fay yapılarına transfer olduğunu anlattı. İşte bu stres transferinin, Kumburgaz Sırtı’nın (Orta Sırt) batı kenarındaki bir “sıyrılma fayı”nı (bir tür normal fay) aktive ederek son 4.1’lik depreme neden olduğunu savundu.
Prof. Dr. Üşümezsoy, özellikle Orta Sırt’ı kesen tek ve sürekli bir Doğu-Batı doğrultulu “Avcılar fayı” fikrini şiddetle reddettiğini, 2001 yılında Çubuklu gemisi verilerine dayanarak çizdiği kendi haritasının da bunu desteklediğini belirtti. Bu bölgedeki sismisitenin, varsayımsal bir birincil Avcılar fayı yerine, ana Kumburgaz doğrultu atımlı fayı tarafından tetiklenen, sırttaki bu ikincil normal faylarla ilişkili olduğuna inandığını ifade etti. Bu bağlamda, var olmayan sürekli bir Avcılar fayı üzerinde “kilitlenme” veya “krip” (yavaş kayma) gibi kavramları bilimsel bulmadığını, ancak daha batıdaki Tekirdağ-Marmara Ereğlisi segmentinde krip olgusunu kabul ettiğini ekledi.
Prof. Üşümezsoy, kendi haritasında (Görsel 4) mavi çizgilerle normal fayları, kırmızı çizgilerle doğrultu atımlı fayları gösterdiğini; “Adalar fayı”, “Kumburgaz çukuru kuzey kenar fayı” ve “Silivri fayı”nın kuzey kenarını ise siyahla işaretlediğini belirtti. Bu siyah işaretlemenin, bu fayları büyük birincil depremler üretme açısından “ölü faylar” olarak gördüğü anlamına geldiğini açıkladı. Aktif ikincil yapıların ise haritasındaki sarı çizgilerle temsil edilen Orta Sırt’ın sıyrılma fayı ve Çınarcık Havzası’nın güney sınır fayı olduğunu ve bunların öncelikle normal faylar olduğunu vurguladı. Ana aktif sistemin ise KB-GD gidişli doğrultu atımlı fay (haritasında kırmızıyla gösterilen) olduğunu belirtti.
4.1 büyüklüğündeki depremin neden bazı bölgelerde daha kuvvetli hissedildiğine de değinen Üşümezsoy, depremin düşey (normal) bir fay üzerinde olması nedeniyle farklı hissedildiğini söyledi. Özellikle Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri etrafındaki kıyı bölgeleri ve İmrahor/Ambarlı deresi gibi yumuşak alüvyon birikintilerinin olduğu yerlerde sarsıntının daha kuvvetli algılandığını belirtti.




Yorumlar kapalı.