Yankı Bağcıoğlu konuya dair yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, bağımsızlığı ve caydırıcılığı; sadece modern silah sistemlerine değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ve kurumsal disiplini önceleyen bir komuta-kadro yapısına dayanır. Ancak son torba yasa teklifinde yer alan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) rütbe bekleme sürelerinin Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilmesini ve Cumhurbaşkanı onayıyla kesinleşmesini öngören düzenleme, bu temel dengeyi zedelemektedir.
Bu girişim, yalnızca hukuk devleti ilkesine değil, aynı zamanda TSK’nin kurumsal yapısına da açıkça zarar verecek niteliktedir. Silahlı Kuvvetler, siyasal takdire dayalı müdahalelerle değil; öngörülebilir, objektif ve liyakat temelli bir sistemle yönetilmelidir. Her kararnamenin ya da her kişisel takdirin, binlerce subayın kariyerini, planlamasını ve aile düzenini etkilediği bir yapı, hem askeri disiplin hem de moral-motivasyon açısından derin tahribatlar yaratacaktır.
Cumhurbaşkanlığına bu tür yetkiler tanıyan önceki düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilmiştir. Çünkü bu tarz uygulamalar, “idarenin bütünlüğü” ve “hukuki güvenlik” ilkeleriyle çatışmaktadır. Hukuk devleti; tek kişinin takdirine bırakılmış rütbe planlamalarıyla değil, şeffaf ve denetlenebilir karar süreçleriyle inşa edilir.
TSK’de rütbe bekleme süreleri, sadece bir terfi meselesi değil; yıllar süren insan gücü planlamalarının, eğitim altyapısının, envanter ve görev doktrinlerinin tamamıyla uyumlu şekilde yapılandırılmış bir sistemdir. Bu süreler, örneğin yeni nesil silah sistemlerine geçiş veya belirli kuvvet yapılarının evrimi gibi somut ve teknik nedenlere dayalı olarak, Genelkurmay Başkanlığı tarafından uzun vadeli stratejik planlamayla belirlenmelidir. Bu süreci, siyasal veya kişisel değerlendirmelere açmak, sadece askeri yapıyı değil, ülkenin savunma sistematiğini zayıflatmak anlamına gelir.
15 Temmuz sonrasında, askeri sağlık sisteminden harp okullarına, yargı düzeninden lojistik komuta yapısına kadar birçok alanda yapılan değişikliklerin, TSK’nin bütünlüğünü zayıflattığını gördük. Şimdi benzer bir eğilim, personel rejimi üzerinden yeniden devreye sokulmak isteniyor. Bu hatalı yoldan dönülmelidir. Askeri disiplin, yargı ve idari süreçler arasında kurulmuş denge mekanizması bozulursa, görev yapan subaylar hukuki güvenceden mahrum bırakılır. Bu da TSK’nin iç güvenliğini, birlik bütünlüğünü ve savaşma gücünü doğrudan zayıflatır.
Cumhurbaşkanına ordudan ihraç yetkisi veren madde, kamuoyu ve muhalefetin haklı tepkisiyle torba yasa teklifinden çıkarılmıştır. Ancak aynı torba yasada yer alan ve rütbe bekleme sürelerini Cumhurbaşkanı’nın belirlemesini öngören düzenleme de en az onun kadar sakıncalıdır. Bu teklif daha yürürlüğe girmeden geri çekilmeli, mevcut sistem korunmalıdır.




Yorumlar kapalı.