1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. DEM Parti’den Çarpıcı Yeni Anayasa, Kimlik ve Af Analizi

DEM Parti’den Çarpıcı Yeni Anayasa, Kimlik ve Af Analizi

Programda ilk olarak gündemdeki 'terörsüz Türkiye' süreci değerlendirildi. DEM Parti yetkilisi, parti olarak bu süreci 'demokratik Türkiye' süreci olarak adlandırmayı tercih ettiklerini belirtti. Bunun sebebinin, hedeflerinin Türkiye'nin siyaset ve hukuk alanlarında demokratikleşmesi olduğunu söyledi. Kavram tartışmalarında boğulmak yerine, bu alanda atılacak adımlara odaklanmanın kendileri için daha önemli olduğunu vurguladı. Barış ve demokratik toplumun inşası açısından, Cumhur İttifakı'nın (AK Parti ve MHP) bu konudaki katkılarının önemli olduğunu ancak daha hızlı ve fazla adım atılması yönünde beklentileri bulunduğunu da ekledi.

featured

Demokratik Türkiye Vurgusu: Kavram Tartışması Yerine Adım Atılmalı

Programda ilk olarak gündemdeki ‘terörsüz Türkiye’ süreci değerlendirildi. DEM Parti yetkilisi, parti olarak bu süreci ‘demokratik Türkiye’ süreci olarak adlandırmayı tercih ettiklerini belirtti. Bunun sebebinin, hedeflerinin Türkiye’nin siyaset ve hukuk alanlarında demokratikleşmesi olduğunu söyledi. Kavram tartışmalarında boğulmak yerine, bu alanda atılacak adımlara odaklanmanın kendileri için daha önemli olduğunu vurguladı. Barış ve demokratik toplumun inşası açısından, Cumhur İttifakı’nın (AK Parti ve MHP) bu konudaki katkılarının önemli olduğunu ancak daha hızlı ve fazla adım atılması yönünde beklentileri bulunduğunu da ekledi.

Yeni Anayasa Tartışması: Darbe Anayasası Değil, Sivil ve Özgürlükçü Bir Metin!

DEM Parti’nin en net vurgu yaptığı konulardan biri, yeni bir anayasa ihtiyacı oldu. Parti yetkilisi, mevcut anayasanın 1982 darbe koşullarında kabul edildiğini ve Türkiye’nin 43 yıldır bir darbe yönetiminin yaptığı anayasayla yönetildiğini söyledi. Meseleye tek tek maddeler üzerinden değil, bir bütün olarak bakılması gerektiğini belirten yetkili, anayasanın yapıldığı koşullar, şekil ve içeriği itibarıyla mutlaka değişmesi gerektiğini ifade etti.

Mevcut anayasanın zaman içinde yapılan revizyonlarla ‘yamalı bohçaya’ döndüğünü ve eklektik bir hal aldığını savunan DEM Partili yetkili, içinde otoriter yaklaşımlarla demokratik yaklaşımların iç içe geçtiğini ve bütünlüğünü yitirdiğini dile getirdi. Türkiye’nin ihtiyacının sivil, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa olduğunu yineledi.

Anayasa tartışmalarında en çok merak edilen sorulardan birine de net yanıt verildi: DEM Parti’nin anayasanın ilk dört maddesiyle ilgili bir gündemi veya tartışması bulunmuyor. Parti yetkilisi, bütün anayasanın değiştirilmesi talepleri olduğunu ancak ilk dört maddeye ilişkin herhangi bir tartışma veya gündemlerinin olmadığını açıkça ifade etti.

DEM Parti olarak, anayasa tartışması yapmak isteyen hiçbir partiye kapıları kapatmadıklarını, mecliste böyle bir adım atılması halinde tartışmanın içinde yer alacaklarını belirttiler. Ancak tartışmanın sonunda hangi maddelerde uzlaşma sağlanıp sağlanmayacağının şimdiden bilinemeyeceğini, bunun ancak açık ve şeffaf bir tartışma süreciyle ortaya çıkacağını söylediler. 2011 yılında kurulan Anayasa Komisyonu’nun 60’tan fazla maddede uzlaşma sağladığını ancak çalışmanın devam etmediğini hatırlattılar. Parlamentonun yeni bir anayasa yapma meşruiyetinin ve hakkının olduğunu da vurguladılar.

Kimlik ve Vatandaşlık Tartışması: Eşitlikçi Bir Anayasa ve ‘Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıdır’ Vurgusu

Türkiye’deki farklı kimliklerin, kültürlerin, inançların ve ana dillerin bir arada yaşadığı gerçeği üzerinde duran DEM Parti yetkilisi, yeni anayasanın bu farklılıkların anayasal düzeyde saygın ve eşit olduğunu, birbirini zenginleştirdiğini ifade eden maddelere ihtiyacı olduğunu belirtti. Nihai hedefin, bu ülkede yaşayan bütün farklılıkların eşit, saygın ve özgür olduğunun anayasada vurgulanması olduğunu söyledi. Bunun toplumsal barışa ve uzlaşmaya hizmet edeceğini dile getirdi.

Anayasanın 66. maddesindeki ‘Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür’ ifadesi de tartışılan konulardan biriydi. DEM Parti yetkilisi, anayasanın kimi yerlerinde zaten ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır’ şeklinde yazdığını ve zihniyetin bu olması gerektiğini savundu. Mevcut maddedeki sorunun, vatandaşlığın etnik bir kimliğe (‘Türk’) bağlanması olduğunu belirtti. Kürt olan birine ‘Sen Türksün’ denmesinin sorun olarak görülebileceğini, aynı şekilde Antalya’da yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan binlerce Rus’un ‘Türk’ olmadığını, onlara ‘Türksün’ denmesinin tuhaf olacağını örnek gösterdi.

Bu konuların artık Türkiye’de rahatça, eşitlikçi bir dille tartışılarak çözüm bulunabilecek meseleler olduğunu belirten yetkili, önemli olanın demokratik bir tartışma ortamı yaratmak ve ortak çözümler bulmak olduğunu söyledi. Dünyanın birçok ülkesinde bu tür kimlik ve vatandaşlık meselelerine çözümler bulunduğunu hatırlattı. Buranın ortak vatan olduğunu, herkesin yan yana, eşit koşullarda yaşamak istediğini ve toplumsal barışın herkesin birbirinin kültürüne, ana diline, kimliğine, inancına saygı göstermesiyle mümkün olacağını ifade etti. ‘Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli Türkiye vatandaşı’ denilmesinin makul olabileceğini imâ ederek, gerçeğin hukuk diline çevrilmesi gerektiğini belirtti. Tartışma sürecinde kimsenin incinmemesi, rencide olmaması ve toplumun bölünmesi gibi kaygıların büyümemesi gerektiğini, bunun yolunun da demokratik konuşma olduğunu söyledi.

DEM Parti’den Çarpıcı Yeni Anayasa, Kimlik ve Af Analizi

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.