Türkiye’de asgari ücretle çalışan kişi sayısı net olarak bilinmese de, çeşitli kaynaklara göre bu rakam 7,1 milyon civarında. Bu sayı, toplam ücretli çalışanların yaklaşık %45’ine karşılık geliyor. 2024 Aralık ayı verilerine göre ülkede toplam 15 milyon 582 bin 255 ücretli çalışan bulunuyor.
2025 yılı için net asgari ücret Ocak ayında %30 zamla 22.104 TL’ye yükseltilmişti. Ancak geçtiğimiz yıllarda Temmuz ayında yapılan ara zammın bu yıl tekrarlanıp tekrarlanmayacağı belirsizliğini koruyor. Hükümetin nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenirken, 2025 yılı için belirlenen %24–29 aralığındaki enflasyon hedefi, ilave bir artış yapılmayabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Erdursun, asgari ücret artışının enflasyon üzerindeki olası etkilerini 3 başlık altında değerlendirdi:
Ara zam yapılmaması durumunda sabit gelirli kesimin alım gücünde daha fazla erime yaşanacağına dikkat çeken Erdursun, bunun özellikle iç talepte daralmaya ve bazı sektörlerde ekonomik durgunluğa yol açabileceğini vurguladı.
Erdursun, ara zammın enflasyonist baskı yaratmadan yapılabilmesi için bazı önerilerde bulundu. “Temmuzda yapılacak ücret artışının sigorta primi ve vergiden muaf tutulması, işvereni zorlamadan çalışanın gelirini artırır” diyen Erdursun, ayrıca vergi dilimlerinde düzenlemeye gidilmesinin de ücretli kesimi koruyabileceğini belirtti.
Yüksek enflasyon ve yaşam maliyetleri karşısında milyonlarca sabit gelirli, Temmuz ayında hükümetten gelecek kararı bekliyor. Asgari ücrete yapılacak olası bir ara zam, hem ekonomik denge hem de toplumsal refah açısından kritik öneme sahip olacak.
Maliyet Enflasyonu: Artan işçilik maliyetlerinin ürün fiyatlarına yansıtılması, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde enflasyonu tetikleyebilir.
Talep Enflasyonu: Ücret artışıyla birlikte çalışanların alım gücü yükselir, bu da tüketimi artırarak talep yönlü enflasyona neden olabilir.
Psikolojik Etki: Piyasalarda “zam beklentisiyle fiyat artışı” yaşanabilir, bu da enflasyonun kontrolünü zorlaştırabilir.




Yorumlar kapalı.