İlk etapta haftalık telefon görüşmesi izni verilen Mahmut Adam, daha sonra hiçbir şekilde iletişim kuramadı. Cidde’deki bir cezaevinden ülkenin güneyindeki Abha kentinde bulunan, “siyasi bölüm” olarak bilinen yüksek güvenlikli bir hapishaneye nakledildi.
Halktv’den Serhat Ağa’nın haberine göre, Adam’ın ailesi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Dışişleri Bakanlığı’na onlarca dilekçeyle başvurdu. Cidde Konsolosluğu yalnızca 3. yılın sonunda gönderdiği bir yazıda Mahmut Adam’ın “tarihi eser hırsızlığı” ile suçlandığını bildirdi. Ancak dosya numarası paylaşılmadığı için aile avukat bile tutamadı.
2024’te Mahmut’un babası kendi imkanlarıyla Suudi Arabistan’a giderek oğlunu ziyaret etti. Mahmut Adam, “Hiçbir şey hatırlamıyorum, gözümü açtım ve bana buranın hapishane olduğu söylendi” dedi. Ailesine göre bu görüşme sırasında akıl sağlığı yerindeydi.
2025’in Şubat ayında ailesi tekrar ziyarete gittiğinde ise Mahmut Adam’ın durumu daha da kötüleşmişti. Adam, “Anne ve babam öldü. Ben İngiliz vatandaşıyım” diyerek ailesini tanımadı. Aile, oğullarının ruhsal sağlığının tamamen bozulduğunu ve fiziksel olarak da yıprandığını belirtti.
Mahmut Adam, ailesine cezaevinde kendilerine sistematik olarak zarar verildiğini ileri sürdü. Revirde tedavi için gittiğinde serum yerine damarına hava verildiğini söyledi. Ayrıca bazı ilaçların mahkumlara bilerek zarar vermek için verildiğini de iddia etti.




Yorumlar kapalı.