Merkez Bankası merakla beklenen faiz kararını açıkladı: TCMB, haziranı pas geçti
1. Küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizlik, son dönemde bir miktar gerilese de yüksek seviyelerini korumuştur. Buna bağlı olarak, küresel büyüme görünümünde sınırlı bir iyileşme gözlenmiştir. Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2025 yılında yüzde 1,9; 2026 yılında ise yüzde 2,2 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki bozulma nedeniyle nisan ayında keskin bir şekilde düşen ham petrol fiyatları, son dönemde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak tekrar yükselmiş, enerji emtia fiyatları üzerindeki yukarı yönlü riskler artmıştır. ABD ve diğer ülkelerin önümüzdeki dönemde izleyeceği ticaret ve ekonomi politikalarına dair belirsizlikler ve artan jeopolitik riskler küresel iktisadi faaliyetin seyri açısından öne çıkan risk faktörleri olarak görülmektedir.
Sıkı para politikasının “yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendirdiği” ifade edildi. Kurul, ikinci çeyrek itibarıyla ekonomik aktivitede yavaşlama sinyallerine dikkat çekti; sanayi üretimi, ticaret ve hizmet sektörlerindeki ivme kaybına ek olarak, “mevsimsellikten arındırılmış istihdamın çeyreklik bazda yüzde 0,3 oranında azaldığı” bildirildi.
2. Tarife artışlarının enflasyon üzerindeki beklenen etkileri ülkeler arasında farklılık gösterebilmekle birlikte, enflasyon belirsizliği küresel ölçekte artmıştır. Bu çerçevede, merkez bankalarının indirim süreçlerinde temkinli yaklaşımlarını sürdürecekleri beklenmektedir. Gelişmekte olan ülke piyasalarına son dönemde sınırlı portföy girişleri görülse de yüksek seviyesini koruyan küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.
Toplantı özetinde, olası bir enflasyon bozulmasına karşı faiz artışına değil, makroihtiyati adımlara işaret edildi. “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır” denilirken, faiz yerine alternatif araçlarla yanıt verileceği mesajı öne çıktı. Temmuz ayına ilişkin faiz indirimi yönünde herhangi bir sinyal verilmezken, kararların “enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla” alınmaya devam edeceği vurgulandı. Kurul, dezenflasyon süreci tamamlanana kadar sıkı duruşun kararlılıkla süreceğinin altını çizdi.
3. Jeopolitik gelişmeler; enerji fiyatları, risk iştahı, ülke risk primleri ve turizm kanallarından küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilecektir.
Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti şu şekilde:
4. Türk lirası (TL) mevduat faizleri, politika faizindeki artışın etkisiyle 18 Nisan haftasına kıyasla 334 baz puan artarak 13 Haziran haftası itibarıyla yüzde 56,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 455 baz puan artarak yüzde 60,3; ihtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 31 baz puan artarak yüzde 70,9; konut kredisi faizleri 390 baz puan artarak yüzde 43,5; taşıt kredisi faizleri ise 302 baz puan artarak yüzde 46,5 seviyesinde oluşmuştur.
5. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 18 Nisan-13 Haziran döneminde yüzde 4,8 seviyesine yükselmiştir. Bu gelişmede kredi kartı bakiye büyümesindeki artış etkili olmuş, diğer bireysel kredilerin büyümesinde sınırlı değişim görülmüştür. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 3,6 seviyesinden yüzde 2,4’e gerilemiştir. Kur etkisinden arındırılmış YP ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yabancı para (YP) krediler için uygulanan büyüme sınırıyla uyumlu bir şekilde, yüzde 0,5 olarak gerçekleşmiştir.
6. Parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek ve TL’ye geçişi desteklemek amacıyla makroihtiyati politikalarda mevcut PPK döneminde bir dizi adım atılmıştır. Zorunlu karşılık oranları, yabancı para mevduatlarda tüm vadelerde, 1 yıla kadar vadeli yurt içi yerleşiklerle yapılan yabancı para cinsinden repo işlemlerinden sağlanan fonlarda ve 1 yıla kadar vadeli Türk lirası cinsi yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ile yurt dışından kullanılan kredilerde vadeye göre farklılaşacak biçimde artırılmıştır. Ayrıca, kredi büyüme sınırından muaf tutulan kalemlerde değişiklikler yapılmıştır.
7. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri, 18 Nisan’dan bu yana 12,7 milyar ABD doları artarak 13 Haziran itibarıyla 159,3 milyar ABD dolarına yükselmiştir. 13 Haziran haftasında jeopolitik gelişmelerin etkisiyle kredi risk priminde ve kur oynaklığında artış gerçekleşmiş, takip eden dönemde bu göstergelerde bir miktar dengelenme olmuştur. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 16 Nisan’dan bu yana yaklaşık 40 baz puan düşerek 18 Haziran itibarıyla 304 baz puan seviyesine gelmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 18 Haziran itibarıyla yüzde 12,4 seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 23,0 seviyesine gerilemiştir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana DİBS piyasasından 0,1 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 1,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 1,4 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
8. Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) verileri, 2025 yılının ilk çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda büyüme oranlarında gerilemeye işaret etmiştir. Yıllık büyümenin temel sürükleyicisi hizmetler sektörü olmuş, sanayi sektörü ise büyümeyi sınırlamıştır. Özel tüketimin yıllık büyümesi yavaşlarken toplam yatırımlar yıllık büyümeye pozitif katkı vermeye devam etmiştir. Çeyreklik bazda ise özel tüketim ve toplam yatırımlar gerilemiştir. Mal ve hizmet ihracatı çeyreklik bazda artarken ithalatın düşmesi sonucunda net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı pozitif olmuştur. Bu çerçevede, yılın ilk çeyreğinde finansal koşullardaki sıkılığın devamı ile yurt içi talep zayıflamış, dış denge ise iyileşmiştir.
9. Nisan ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 2,8, çeyreklik bazda ise yüzde 2,3 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç bakıldığında hem aylık hem de çeyreklik artışlar daha düşüktür. Tekstil, giyim, ayakkabı, tıbbi ürünler ve kozmetik ile posta veya internet üzerinden alışveriş gruplarında ise perakende satışlar bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi aylık bazda yüzde 3,1 oranında azalırken çeyreklik bazda yüzde 0,8 oranında artmıştır. Hizmet üretim endeksi nisan ayında yüzde 0,6 oranında azalmıştır. Çeyreklik bazda ise, yılın ilk çeyreğindeki yüzde 3,4 oranında yükselişinin ardından, nisan ayı itibarıyla ikinci çeyrekte gerilemiştir. Mart ayında, bayram öncesi mevsimsel artan talebin de etkisiyle kartla yapılan harcamalarda görülen artış, nisan ve mayıs aylarında hız kesmiştir. Beyaz eşya satışları nisan ayında artmış, otomobil satışları ise nisan-mayıs döneminde çeyreklik olarak gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ikinci çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinin, bir önceki çeyreğin altında olduğuna işaret etmektedir. Özetle, ikinci çeyreğe ait veriler yurt içi talebin yavaşladığını göstermektedir.
10. Nisan ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 3,1 oranında azalırken, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 3,3 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda ise sanayi üretimi, nisan ayı itibarıyla ikinci çeyrekte yüzde 1,5 oranında azalmıştır. Ana eğilimi izlemek amacıyla tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimindeki aylık ve çeyreklik azalışlar daha sınırlı olmuştur. Ramazan Bayramı tatilinin idari kararla uzatılması sonucu oluşan köprü günleri de sanayi üretiminde aylık bazdaki azalışta kısmen rol oynamıştır. Bu çerçevede, tipik oynak sektörlerin aşağı yönlü etkisi ile köprü günleri kaynaklı düşürücü etki göz önünde bulundurulduğunda, nisan ayında sanayi üretiminin ana eğiliminin görece yatay olduğu değerlendirilmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, ikinci çeyrekte imalat sanayinde faaliyetin zayıf seyrini sürdürdüğüne işaret etmektedir. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı mayıs ayı itibarıyla bir önceki çeyreğe kıyasla 0,1 puan azalmıştır. İnşaat üretim endeksi ise, nisan ayı itibarıyla ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 3,1 oranında azalmakla birlikte, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5 oranında artmıştır.




Yorumlar kapalı.