Berke Tomar, kehribar taşları üzerine hem makine hem de el işçiliğiyle oyuklar açıyor. Bu oyuklara özenle yerleştirdiği ince gümüş tellerle tespih boncuklarını işliyor. Ardından zımparalama ve cilalama işlemleriyle son halini alan ürünler, göz alıcı sanat eserlerine dönüşüyor. Her bir tespih boncuğunda saatlerce süren emeğin olduğunu belirten Tomar, yaptığı işin sabır, sevgi ve özveri gerektirdiğini ifade ediyor.
Tomar, “Günümüzde teknolojiden de destek alıyoruz ancak en önemli süreç hâlâ el emeğine dayanıyor. Kehribarın üzerine desen çizimiyle başlıyoruz, ardından her bir oyma işlemini tek tek el işçiliğiyle yapıyoruz. Gümüş telleri bu oyuklara yerleştirdikten sonra zımpara ve cilayla son dokunuşları yapıyoruz. Sonuç olarak her biri eşsiz bir tespih ortaya çıkıyor” diyerek üretim sürecini anlattı.
Zanaatını yaşatmak için büyük emek veren Berke Tomar, işçiliğin ne kadar zahmetli olduğuna da dikkat çekiyor. Bir boncukta 360 ayrı oyuk açabildiğini ve bu detayların saatler süren uğraş gerektirdiğini belirten Tomar, “Günlük olarak bir tespihi bile zor tamamlayabiliyoruz. Bu nedenle çırak yetiştirmekte zorlanıyoruz. Gençler işin zorluğunu görünce hemen bırakıyor. Oysa bu sanat, sabır ve kararlılıkla yürütülebilir” dedi.

Van’da bu işi profesyonel olarak yapan tek usta olan Tomar, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasına da katkı sağlıyor. Gümüş kakma sanatının unutulmaya yüz tutmuş geleneksel zanaatlar arasında yer aldığını vurgulayan genç usta, bu el işçiliğini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çaba gösteriyor. Kurduğu atölye sayesinde hem üretim yapıyor hem de bu sanatı tanıtmaya çalışıyor.



Yorumlar kapalı.