1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. Demokrasi Platformu’dan barış çağrısı: Kendisini ‘öteki’ hisseden tüm yurttaşlarla barışılmalı

Demokrasi Platformu’dan barış çağrısı: Kendisini ‘öteki’ hisseden tüm yurttaşlarla barışılmalı

19 kişinin imzası bulunan bildiride, dünyanın, özellikle de Orta Doğu bölgesinin ve Türkiye’nin barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu belirtildi.

featured

Eski Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, eski bakanlar Bahattin Yücel, Ertuğrul Günay, Hakan Tartan, Hüseyin Çelik, Müslüm Doğan, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile Doğu Ergil’in de aralarında bulunduğu Demokrasi Platformu’nun, “Bağrış Çağrısı” bildirisi, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlandı.

19 kişinin imzası bulunan bildiride, dünyanın, özellikle de Orta Doğu bölgesinin ve Türkiye’nin barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu belirtildi.

“Türkiye’nin her geçen gün artan gerginlik ve toplumsal kargaşa riski içinde yaşadığı, dünyadaki saygınlığının ve etkisinin giderek aşındığı” vurgulanan bildiride, Türkiye’nin, dünyanın gelişmiş ve en saygın ülkelerinden biri olabileceğinin, bölge ve dünya barışına önemli katkılar yapabileceğinin altı çizildi.

“Bunu sadece bakış açımızı, ufkumuzu ve söylemimizi değiştirerek yapabiliriz” denilen bildiride, Avrupa’da yükselen faşizmin de Batı karşıtlığıyla körüklenen radikalizmin de barış sağlanarak önlenebileceği vurgulandı.

Bildiride, “Bunu yapabiliriz. Ancak bunun bir ön koşulu var. Önce kendi ülkemizde, kendi içimizde barışı sağlamalıyız. Söz konusu olan sadece silahla çözüm arayan örgütlerin bu yöntemden vazgeçmesiyle sınırlı değil; devletin, başta Kürtler olmak üzere, ‘ötekileştirilen’ veya kendisini ‘öteki olarak hisseden’ tüm yurttaşlarıyla barışmasıdır. Unutmayalım ki, terörden arındırılmış Türkiye hedefine, demokrasiyi ve hukuku hiçe sayarak ulaşamayız” ifadeleri yer aldı.

Demokrasi Platformu tarafından yayımlanan bildiri şöyle:

“Her yıl 1 Eylül, barışın önemini vurgulamak amacıyla tüm dünyada ‘Barış Günü’ olarak kutlanıyor. Bugün dünyanın, özellikle de bölgemizin ve ülkemizin barışa ihtiyacı her zamankinden daha fazla. Çevremizi kuşatan sıcak çatışmaların büyük ve yok edici bir savaşa dönüşme olasılığı adım adım yükseliyor. Türkiye ise her geçen gün artan gerginlik ve toplumsal kargaşa riski içinde yaşıyor. Ülkemizin dünyadaki saygınlığı ve etkisi giderek aşınıyor. Toplumda huzur ve güven beklentisi, geleceğe umutla bakan insanların, özellikle de gençlerin sayısı azalıyor. Büyük bir ümitsizlik ve hayal kırıklığı yaşanıyor. ‘Umut’ ve ‘güven’ ne yazık ki mumla aranan kavramlar haline geldi.

Oysa bütün bunları kolayca değiştirmemiz mümkün. Türkiye dünyanın gelişmiş ve en saygın ülkelerinden biri olabilir; varlıklı, bolluk içinde, güvenli ve huzurlu olabilir. Bölge ve dünya barışına önemli katkılar yapabilir. Bunu sadece bakış açımızı, ufkumuzu ve söylemimizi değiştirerek yapabiliriz. İzanımızda ve vicdanımızda iki kelimenin yerini içtenlikle değiştirerek inanılmaz bir değişimi yakalayabiliriz. ‘Savaş’ kelimesinin yerine ‘barış’ı koyarak ülkemiz, bölgemiz ve dünya için yeni bir geleceğin inşasına katkı yapabiliriz.

Eşsiz bir coğrafya ve derin bir tarihe sahibiz. Türkiye üç kıtanın bağlantı noktasında hem Balkan hem Orta Doğu ve hem bir Kafkasya ülkesidir. Son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler, ülkemizin bu özelliğini ve bu özelliğin önemini daha da açık şekilde ortaya koyuyor. Bu tarih ve coğrafyanın bize özgün ve benzersiz bir stratejik ağırlık sağladığı açıktır. Türkiye şimdi bu ağırlığını bütün gücüyle bölgesinde ve dünyada “barış için” kullanmalıdır. Türkiye, Avrupa ile Orta Doğu’yu, farklı inanç ve kültürleri uzlaştırabilme, bir araya getirebilme, güven tesis edebilme açısından çok az ülkenin sahip olduğu bir konuma sahiptir. Batı kültürünü de Doğu kültürünü de kendi yaşam biçiminin içinde birleştirmiş; Müslümanlıkla Hıristiyanlığı yüzlerce yıl bir arada yaşatmış bir imparatorluğun, büyük bir geleneğin ve kültürün varisleriyiz. Bugün birbirine düşman, birbirinden korkan toplumları, ülkeleri bir araya getirebiliriz. Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirlerine uzak olabilir, ama biz bir imparatorluk kültürünün mirasçıları olarak tümünü tanıyor, birlikte yaşama geleneğinden geliyoruz. Avrupa’yı biliyoruz, Orta Doğu’yu biliyoruz. Hem Avrupalı hem Ön Asyalıyız. Barış için yüklenebileceğimiz eşsiz görev ve sorumluluklar var. Bölge ve dünya barışına büyük katkı yapabilecek potansiyele, geleneğe ve kültüre sahibiz. İslam korkusuyla Avrupa’da yükselen faşizmi de Batı karşıtlığıyla körüklenen radikalizmi de barışı sağlayarak önleyebiliriz.

Demokrasi Platformu’dan barış çağrısı: Kendisini ‘öteki’ hisseden tüm yurttaşlarla barışılmalı

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.