Gazze’de yaşanan soykırımın, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025’in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil ettiğini vurgulayan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Açıkça söylemek gerekir ki günümüzün küresel yönetişim modeli, maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanı’mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız.”
Fidan, Türkiye olarak ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze’nin yeniden imarı ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.
Suriye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonunun 2025’in olumlu gelişmelerinden birini teşkil ettiğinin altını çizen Fidan, şunları kaydetti:
“Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD’nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yolda devam etmesini temenni ediyoruz. SDG meselesi ise yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz.”
Toplantıda, “İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor” ifadelerini kullanan Fidan, bunun uluslararası ilişkiler boyutunun olduğunu çünkü takip ettiği bazı politikalardan dolayı İran’ın “yaptırımlara tabii” olduğunu söyledi.



