Deri ustası Metin Taşkıran, uzun soluklu kurumsal kariyerini el sanatlarına olan tutkusu uğruna terk etti. Yaklaşık 10 yıl önce bir hobi olarak hayatına giren deri işi, onun için kısa sürede tam zamanlı bir mesleğe dönüştü. Özellikle çanta, cüzdan ve saat kayışı gibi kişiye özel tasarımlarla dikkat çeken Taşkıran, el emeğiyle üretim yapmanın hazzını Eskişehir’deki atölyesinde yaşıyor.
Taşkıran, butik ve seri üretim arasındaki temel farka dikkat çekerek, el yapımı özel butik üretimin en büyük avantajının, müşteriyi “sürüden ayırması” olduğunu vurguladı. Butik atölyelerde hazır kalıplar yerine, müşterinin ihtiyacına ve zevkine uygun, tasarım, renk ve boyut detaylarının tamamen kişiselleştirilebildiği ürünlerin ortaya çıkarıldığını belirtti.
Türkiye’nin ham madde seçimi konusunda hem avantajlara hem de dezavantajlara sahip olduğunu ifade eden usta, Türk kültüründe derinin çok eski yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu ve bu sayede ülkede kaliteli derilerin üretildiği tabakhaneler bulunduğunu dile getirdi. Taşkıran, ülkenin en büyük avantajının, derinin meşhur olduğu diğer yerlere kıyasla daha ekonomik fiyatlara kaliteli deri elde edebilmesi olduğunu, dezavantaj olarak ise zaman zaman üretim kalitesinde yaşanan sorunlar ve çeşitlilik azlığını gösterdi.
Metin Taşkıran, el yapımı ürünlerin ömrünü uzatan en önemli faktörün kullanılan teknikler olduğunu belirtti. Butik üretimde kalın, mumlu ve sağlam iplerle yapılan el dikişinin, ürünlerin adeta “ölümsüz” denilebilecek bir sağlamlığa ulaşmasını sağladığını aktardı. Ayrıca butik üreticilerin, endüstriyel üretimde sıklıkla kullanılan kumaş, astar ve karton gibi ek dolgu malzemelerini kullanmaması sayesinde, ürünlerin yıllara meydan okuduğunu sözlerine ekledi.




Yorumlar kapalı.