Ortaokulu bitirdikten sonra babasının yanında mesleğe adım atan Mustafa Özeflanili, zanaatını dedesinin yanında marangozluk ve oymacılık yaparak ilerletti. Eski evlerinin bodrum katında başlayan bu serüven, ilerleyen yıllarda büyük bir atölye ile taçlandı. Özeflanili, dedesinin babasından devralınan bu silsileyi şu sözlerle özetliyor: “Dedemin babası marangozdu, sonra dedem, babam marangoz oldu. Ben de dördüncü kuşak olarak bu mesleği sürdürüyorum.” Usta, Türkiye’nin dört bir yanındaki camilere minber, vaaz kürsüsü, kapı gibi birçok oyma esere imza attığını gururla anlatıyor. Adana, Kayseri, Ankara, Rize ve Kastamonu’daki eserleri, meslekteki ustalığının kanıtı niteliğinde.
2008 yılında geçirdiği rahatsızlık nedeniyle mesleğine ara vermek zorunda kalan Özeflanili’nin dönüş hikayesi ise oldukça ilham verici. Atölyesini kapatıp malzemelerini toplayan usta, Kovid-19 salgını döneminde köyde yarım kalan bir oyma levhayı tamamlamak istedi. İşte tam bu anda, evin kiler olarak kullanılan 10 metrekarelik alanı, yeniden hayat verdiği sanatı için küçük ama manevi değeri büyük bir atölyeye dönüştü. Özeflanili, o günden bu yana kilerinde, genellikle ayet-i kerimelerin yer aldığı ahşap oyma tablolar yapmaya devam ediyor.
Mustafa Özeflanili, mesleği neden bırakamadığını açıklarken duygusal bir bağa dikkat çekiyor. “Bu mesleğin manevi tarafı da olduğu için bırakma şansım yok, ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim,” diyor. Dört kuşaktır devam eden bu zanaatın son temsilcisi olarak, meslek unutulmasın diye evinin kilerinde zamana meydan okuyan usta, eserlerinin satışını internet ve eş dost aracılığıyla gerçekleştirerek geleneği yaşatmaya devam ediyor. Özeflanili’nin kileri, Kastamonu’nun yüz yıllık sanat mirasının nefes aldığı bir direniş noktası olarak bölgeye umut veriyor.




Yorumlar kapalı.