Tokyo Financial Exchange verilerine göre, 12 Kasım itibarıyla lira-yen hareketlerini takip eden yaklaşık 900 bin kontrat bulunuyordu. Bu rakam, tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın seviyelere işaret ediyordu. Günlük alım satım yapan yatırımcıların lira-yen pozisyonlarının toplam büyüklüğü de 212 milyon dolar değerindeydi. Şimdilerde ise işlem hacimleri hızla azalıyor. Çıkış sadece küçük bireysel yatırımcılarda değil büyük yatırımcılar tarafında da gözleniyor. Uzmanlar, “Japonya içindeki tahvil getirileri yükseldikçe, bu dev fonlar için yurt dışındaki kur riskini almanın cazibesi azalıyor. Eğer bir Japon sigorta şirketi, kendi ülkesindeki tahvillerden makul bir getiri alabiliyorsa, parasını binlerce kilometre uzaktaki bir ülkede tutmak yerine ülkesine getirmeyi tercih ediyor. Bu, sadece bir ülkenin para politikası değişikliği değil, dünya üzerindeki trilyonlarca doların yer değiştirmesi anlamına da geliyor” dedi.
Uzmanlar bu değişimin dünya üzerinde birçok ülkede de risk oluşturduğuna dikkat çekti. Gerekçe olarak ise Japonya’nın kamu ve özel sektörüyle birlikte dünyanın en büyük alacaklısı konumunda olması gösteriliyor. Japon emeklilik fonları ve sigorta devlerinin ellerindeki trilyonlarca doları getirisi yüksek olduğu için yıllardır Amerikan hazine tahvillerinde ve Avrupa borsalarında tuttuğu da biliniyor. Uzmanlara göre dünyadaki likidite bolluğunun ana kaynaklarından biri olan Japon sermayesinin geri çekilmesi, gelişmekte olan ülkelerin dış finansman bulmasını zorlaştırabilir. Uzmanlar, “Yatırımcıların risk iştahı azaldığında, ilk etkilenenler genellikle kırılgan ekonomiler oluyor. Japonya’nın 10 trilyon doları aşan dış varlıklarının bir kısmının bile harekete geçmesi, döviz kurlarında ve borsa endekslerinde büyük dalgalanmalar yaratmaya yeter. Bu durum en güçlü ekonomilerde bile risk oluşturabilir” ifadelerini kullandı.




Yorumlar kapalı.