Söz konusu dava süreci, aile hekimi N.T.’nin üyesi olduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda 8 gün boyunca görevine gitmemesi üzerine başladı. Sağlık Bakanlığı, hekimin görev yapmadığı günler için maaşından ücret kesintisi uyguladı. Konuyu yargıya taşıyan hekimin başvurusunu değerlendiren İdare Mahkemesi, eylemin sendikal haklar kapsamında olduğunu belirterek hekimi haklı bulmuş ve yapılan kesintiyi hukuka aykırı bularak iptal etmişti. Ancak Danıştay Başsavcılığı’nın “kanun yararına temyiz” istemi üzerine dosya Danıştay’ın gündemine taşındı.
İdare Mahkemesi’nin kararını bozan Danıştay 2. Dairesi, kararında Aile Hekimliği Yönetmeliği’nde yer alan “çalışılmayan günler için ödeme yapılmaz” hükmüne atıfta bulundu. Yüksek Mahkeme, sendikal eylemin söz konusu yönetmelikte bir istisna olarak tanımlanmadığını vurguladı. Kararın gerekçesinde, sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesinin kamu düzeni açısından kritik bir öneme sahip olduğu ifade edilerek, hizmetin sunulmadığı günler için ücret ödenmesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Danıştay’ın bu yeni kararı, kamu çalışanlarının sendikal kararlar doğrultusunda iş bırakma eylemlerini önemli ölçüde sınırlıyor. Önceki yıllarda sendikal eylemleri “mazeret” kapsamında değerlendiren ve disiplin cezası veya kesintileri iptal eden yargı yaklaşımından kopuşu temsil eden bu karar, idari kurumlara yeni bir yetki alanı tanıyor.
Buna göre, idari kurumlar artık sendikal karar doğrultusunda işe gelmeme eylemleri halinde, çalışılmayan günlerin ücretini kesebilecek ve gerekli idari yaptırımları uygulama yoluna gidebilecek. Kararın, Türkiye genelindeki milyonlarca memur için bağlayıcı bir emsal teşkil etmesi ve sendikal mücadele yöntemlerini yeniden şekillendirmesi bekleniyor.




Yorumlar kapalı.