Ömer Tunç’un hikayesi, aslında bir küllerinden doğuş öyküsü. Yıllar önce giyim mağazası işletirken yaşanan ekonomik dalgalanmalar sonucu dükkanına kilit vurmak zorunda kalan Tunç, yönünü su ürünleri sektörüne çevirdi. O dönemde ne yolu ne de modern kafesleri olan girişimci, demir kafeslerle başladığı üretimde sabırla yol aldı. İlk etapta sadece iç piyasaya ürün veren tesis, kalitesiyle kısa sürede fark yaratarak sınırları aşmayı başardı.
İşe başladığı günlerdeki kısıtlı imkanları geride bırakan Tunç, kapasitesini her geçen yıl katlayarak artırdı. Güncel durumda yıllık 2 bin 250 ton somon ve 40 ton havyar üretim kapasitesine ulaşan tesis, bölgenin en önemli ekonomik değerlerinden biri haline geldi. Fırat Nehri’nin su kalitesinin somon yetiştiriciliği için eşsiz bir ortam sunduğunu belirten Tunç, üretimdeki bu muazzam artışın arkasında doğru yatırım ve özverili çalışmanın yattığını vurguluyor.
Yıllardır dünya piyasasına hakim olan Norveç somonuna karşı Şanlıurfa’dan güçlü bir rakip yükseliyor. Başta Japonya ve Çin olmak üzere, birçok Avrupa ve Avrupa dışı ülkeye ihraç edilen Türk somonu, lezzeti ve dokusuyla tam not alıyor. “Türk somonu dediğimizde insanlar başta şaşırıyordu ama artık kalitemizi kanıtladık” diyen Tunç, artık dünya pazarında kalıcı bir oyuncu haline geldiklerini ifade ediyor.
Bu başarı hikayesinin en dikkat çekici yanlarından biri de işin mutfağında yetişen yeni nesil. Ömer Tunç’un kızı ve oğlu, babalarının başlattığı bu serüveni akademik başarıyla taçlandırdı. Su Ürünleri Mühendisliği bölümünü bitiren Abdulsamet Tunç ve kardeşi, tesisin üretim süreçlerini bilimsel yöntemlerle yönetiyor. Balık hastalıklarına anında müdahale edebilen ve modern tekniklerle verimi artıran genç mühendisler, “Hedefimiz dünyadaki tüm ülkelere Türk somonunu yedirmek” diyerek çıtayı en tepeye koyuyor.




Yorumlar kapalı.