Bakırhan, Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek’in sorularını yanıtladı. Söyleşide Suriye’deki gelişmelerden iç barış sürecine, CHP’nin rolünden silahsızlanma tartışmalarına kadar birçok başlık ele alındı.
– Suriye’de 30 Ocak’ta varılan anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?Bu anlaşmanın başarısı sahada somut sonuçlar üretmesine bağlı. Kobanê, Haseke ve Kamışlo’da entegrasyon adımlarının başlaması umut verici. Türkiye’nin bu süreci askeri boyutun ötesine taşıyarak ticaret, günlük yaşam ve toplumsal ilişkiler alanında da desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.Tekçi yaklaşımların yerini yerel demokrasiye bırakması önemli. Merkez ile yerelin uyumu Suriye’nin birliğini güçlendirebilir. Bu yeni dönemin hızla ilerlemesi toplumun da beklentisi.
– SDG ile Şam arasındaki anlaşma Türkiye’deki süreci nasıl etkiler?Tarafların anlaşmaya bağlı kalması halinde tüm bölge için olumlu sonuçlar doğacaktır. Rojava’nın Şam ile uzlaşması Türkiye’nin güvenlik kaygılarını azaltabilir. Türkiye’deki Kürtlerle Rojava Kürtleri arasındaki bağlar da sürece güveni artıracaktır. Kaygıların azaldığı ve memnuniyetin arttığı bir tablo Türkiye’nin iç barışına da olumlu yansır.
– Bahçeli’nin son çıkışlarını nasıl yorumluyorsunuz?Umut hakkı, kayyımlar ve Demirtaş’a dair sözleri sürecin yeniden gündeme gelmesini sağladı. Vurgu gücü açısından “ikinci bir 22 Ekim” diyebiliriz. Sürecin hızlanması için iktidarın da somut adımlar atması gerekiyor. Barış çağrılarını destekliyoruz ve üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
“Ulusal birlik çağrımız demokratik dayanışma”
– Kürt ulusal birliği çağrınız ne anlama geliyor?Bu çağrı jeopolitik bir birleşme hedefi değil. Amaç; kimlik, dil ve haklar konusunda ortak bir dayanışma zemini oluşturmak. Çatışmayı değil, diyaloğu ve çözümü büyüten bir birlikten söz ediyoruz.




Yorumlar kapalı.