1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. Taha Akyol yeni kitabı ‘Dünyayı Bölen Devrim’i Karar’a anlattı: Sovyet tecrübesinden alınacak çok ders var

Taha Akyol yeni kitabı ‘Dünyayı Bölen Devrim’i Karar’a anlattı: Sovyet tecrübesinden alınacak çok ders var

featured

Sovyet tecrübesi insanlık tarihi içinde yetmiş yıldan ibarettir fakat fevkalade doludur. Zamanımız için alınacak dersler çoktur. Mesela kumanda ekonomisi, mesela kuvvetler birliği, mesela parti devleti gibi kavramlar popülizmin yükseldiği çağımızda daha önemli hale gelmiştir ve Sovyet tecrübesinin başarısızlığından alınacak çok ders vardır. Ayrıca köylü Rusya’yı 30-40 yılda sanayi toplumuna dönüştüren, uzaya insan gönderen ilk ülke haline getiren, ciddi bir bilimsel birikim yaratan sistemin neden çöktüğünü araştırmak, daima ufuk açıcı ve uyarıcı değerdedir. Hastalıktan sağlığın değerini anlamak gibi, totaliter rejimler de hukukun, fikir ve ifade hürriyetinin değerini öğrenmek için çok önemli tecrübelerdir.

Lenin de ve aslında Marx da ihtilali gelişmiş kapitalist ülkelerde olmasını bekliyordu. İhtilal neden Rusya’da oldu?

Lenin’in de söylediği gibi Bolşevik devrimi tam Rus karakterindedir. Yani kuvvetli Ortodoksi ve otokrasi geleneği, demokrasi tecrübesinin pek cılız olması, kapitalizmin ileri derecede gelişmemiş yani işçilere refah payı verecek seviyeye ulaşmamış olması Rusya’nın temel özelliğiydi. Lenin “Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi” adlı eserende bol istatistiklerle bu durumu anlatır. Bir de Dünya Savaşı’nda Rus ordusunun çözülmüş olması. Ortodoks Rusya’nın Marksist-Leninist ortodoksiye geçmesi, “demir disiplinli” totaliter bir devlet kurması mümkün oldu. Marks’ın devrim beklediği Avrupa’da ise, gelişmiş kapitalizmde işçilerin refahtan pay almasını sağladı. Demokrasi geleneği de güçlüydü, Marksizm sosyal demokrasiye dönüştü.

‘Batı’da ‘tartışılan bir felsefe ve siyasi hareket olan Marksizm Rusya’da neden adeta mistik bir itikada dönüştü?

Bu, çok önemli bir ve ufuk açıcı bir mesele. Batı’da Marksizm’den önce siyaset ve hukuk kültürü çok gelişmiş ve çeşitlenmişti. Güçlü bir liberal düşünce geleneği demokrasi tecrübesi vardı. Batı’da muhafazakârlık teokrasiden de mutlakiyetten de arınmıştı. Özellikle Batı Avrupa’da demokrasi fikir olarak da kurumlar alarak da kökleşmişti. Marksizm, fikir akımlarından biri, ama işçi sınıfınca desteklenen bir akımdı. Tartışılıyor, eleştiriliyordu. Rusya’da ise muhafazakârlık kilise hakimiyeti ve “İsa’nın yeryüzündeki temsilcisi Çar”a mutlak itaat demekti. Bu yüzden, sanayileşmenin sorunlarına çözüm üretemeyecekti. Liberal fikirler çok zayıftı, sosyolojik zemini de yok gibiydi. Raymond Aron, Marksizm gibi totaliter fikirlere “seküler din” diyor. Aynen öyle oldu. Fikir çeşitliliği ve demokrasi geleneği çok cılız Rusya’da Ortodoks iman biçimi, Marksizm-Leninizm’e imana dönüştü.

Kitapta beni gülümseten olay ise Çar rejiminin ihtilalci ve batılı fikirlerini yasaklayan ‘Sansür Dairesi’ndeki uzmanların çarlığı asıl devirecek kitabı ‘Das Kapital’i akademik ve anlaşılması zor buldukları için yasaklamamaları…Bu kısmı yazarken neler düşündünüz?

Ben de tebessüm ettim. Aslında Rusya’da Marksizm’i bir iman gibi benimseyenler bile onu bir modernleşme yolu olarak görüyordu. Das Kapital’in bir ihtilal rehberi olduğunu ilk kavrayan ve uygulayan Lenin oldu. Çar’ın adamları, Das Kapital’i sıkıcı bir akademik kitap gibi göndüler. Çar’a suikasttan falan da bahsetmiyordu. Zararsız dediler. Zararlı deseydiler bile sonuç değişmezdi, ayrı konu.

Taha Akyol yeni kitabı ‘Dünyayı Bölen Devrim’i Karar’a anlattı: Sovyet tecrübesinden alınacak çok ders var

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.