Saldırıları “devlet terörü” olarak nitelendiren ve kınayan Arınç, açıklamasının büyük bir bölümünü bölgesel çatışmaların gölgesinde Türkiye’nin kendi iç siyasi ve hukuki durumuna, özellikle de “iç cephenin” güçlendirilmesi gerektiğine ayırdı.
Açıklamasına Hamaney ve öldürülen İranlı yetkililere rahmet dileyerek başlayan Arınç, Trump-Netanyahu ortaklığını ve buna sessiz kalan yönetimleri “devlet terörünün suç ortağı” ilan etti.
İran’ın mevcut rejimine yönelik eleştiriler ile sivillerin hedef alınması arasına net bir çizgi çeken Arınç, “İran’ı baskıcı rejiminden, idam uygulamalarından ve kadınlara yönelik politikalarından dolayı eleştirebilirsiniz. Ancak bu alçak saldırılar ile dinî liderlerinin, üst düzey yöneticilerinin ve bir okulu bombalayarak çocukların öldürülmesini rejimi eleştirmek adına fırsat bilmek doğru ve ahlâkî değildir” ifadelerini kullandı.
Arınç’ın mesajındaki en vurucu siyasi çıkış ise İran’ın kırılgan iç yapısı üzerinden Türkiye’ye yaptığı uyarılardı. Yaşanan tablonun İran’ın iç cephesinin “buhranlı bir vaziyette” olduğunu gösterdiğini belirten Arınç, iktidara seslenerek şu tespitte bulundu:
Türkiye’nin iç cephesini güçlendirmesi için yargı ve adalet sisteminde acil adımlar atılması gerektiğini savunan Bülent Arınç, cezaevlerindeki doluluk oranlarına ve basına yönelik baskılara dikkat çekti. Arınç, toplumsal barış için açıkça “af” telaffuzunda bulunarak şu manifestoyu paylaştı:




Yorumlar kapalı.