Manisa’nın Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna ve Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin on binlerce kişiye istihdam sağladığına dikkat çeken Babacan, mevcut tablonun üreticiyi zorladığını belirtti. Babacan, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor” ifadelerini kullandı.
Ekonomi yönetiminin politikalarını eleştiren Babacan, Başkanlık sisteminin ilk 5 yılı olan 2018-2023 dönemini “ekonomide akıl tutulması” olarak nitelendirdi. 2023’ten bu yana ise yeni yönetimin sadece faiz ve vergileri artırıp maaşları baskıladığını savunan Babacan, vatandaşın geçim derdine şu sözlerle dikkat çekti:
“Bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli çok zor durumda. Çünkü hayat pahalı, mutfakta yangın var. Geçim zor… OECD verilerine göre gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama %41 iken bizde %710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı. Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira, elektrik, doğalgaz, okul, sağlık harcamaları yok.”
Türkiye’deki sosyal çöküşe dair çarpıcı istatistikler paylaşan DEVA Partisi lideri, her üç çocuktan birinin yoksulluk riski altında yaşadığını ve okula aç gitmek ya da öğün atlamak zorunda kaldığını belirtti. Babacan ayrıca, 15-34 yaş arası 24 milyon nüfusun 6,5 milyonunun “ne işte ne de eğitimde” olduğunu vurguladı.
Babacan’ın gündeminde Türkiye’den yurt dışına yaşanan sermaye çıkışı da vardı. 2025 yılında finans hesabı açığının 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıktığını belirten Babacan, Türkiye’ye gelen yatırımdan çok daha fazlasının dışarı gittiğini söyledi. Bu durumun temel nedeninin “güven ve adalet eksikliği” olduğunun altını çizen Babacan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor, üretim yapıyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu, hukuka güven zedelendi, adalet duygusu sarsıldı. İnanın pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var: ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Mal varlığıma el konulur mu? Şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Hukuka güven yoksa, adalet sarsıldıysa, ekonomik dengeler altüst edildiyse, böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz.”




Yorumlar kapalı.