Ekonomik durumun sadece rakamlarla değil, siyasal ve sosyal göstergelerle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Eğilmez, yayımladığı uluslararası endekslerle Türkiye’nin içinden geçtiği yapısal krizi gözler önüne serdi.
2025 yılsonu verileri ışığında hazırlanan tablolara göre Türkiye, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüklüğünde 195 ülke arasında 17. sırada yer alarak nispeten güçlü bir tablo çiziyor. Ancak iş sosyal ve demokratik göstergelere geldiğinde durum tam tersine dönüyor.
Eğilmez’in paylaştığı verilere göre Türkiye;
Eğilmez, en kritik eksikliklerin basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve cinsiyet eşitliğinde (130. sıra) görüldüğünü belirterek, bu tablonun ekonomik performansı doğrudan zehirlediğini ifade etti.
Sosyal ve siyasal alanlardaki bozulmanın “beklentileri” yok ettiğini savunan usta ekonomist, yerli halkın ve yabancı yatırımcının ülkeye olan güvenini kaybettiğini şu sözlerle açıkladı:
“İnsanlar ve kurumlar beklentilerle hareket eder; beklentiler olumlu olduğunda ekonomi de doğal olarak güçlenir. Türkiye’nin sosyal ve siyasal alanlarda geriye gidişi beklentileri olumsuz hale getirmiştir… 2007 yılında 22 milyar dolar olan doğrudan yabancı sermaye yatırımı yıllar içinde azalarak 2025’de 13 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye çapında bir ekonomi için bu kadarlık bir doğrudan sermaye yatırımı çok düşük bir tutardır.”
Eğilmez, hukuki güvence göremeyen yabancıların fabrika kurmak veya kalıcı yatırım yapmak yerine, kısa sürede yüksek faiz getirisi sağlayan “sıcak para” (carry trade) modeline yöneldiğine dikkat çekti.




Yorumlar kapalı.