Şiddetin aniden ortaya çıkan bir dürtü olmadığının altını çizen psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önceden gelişen bir süreç olduğunu vurguladı.
Tarhan, “Araştırmalar gösteriyor ki saldırganların yüzde 70-80’i önceden sinyal verir. Sosyal geri çekilme, tehdit dili, yoğun öfke ve planlama davranışı vardır. Şiddet görünmez değildir, erken evrede fark edilebilir. Genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa orada ciddi bir risk vardır” diyerek sosyal ve duygusal beceri eğitimlerinin önemine dikkat çekti
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Gökşin Karaman ise izolasyonun saldırganlığı doğrudan körüklediğini belirtti.
Çocuğun sessiz olmasının problemsiz olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Karaman, “Dışarıda bırakırsan ve rehabilite etmezsen, ergenin gözünde ‘Bu çocuk gözden çıkarıldı’ şeklinde yazılıyor. Tıbbi kanaatim; bu çocukların psikopatolojisi tabii ki var ama pimi çeken asıl şey dışarıda bırakılmak” ifadelerini kullandı.
Olayların peş peşe yaşanmasını “kopyalama” olarak nitelendiren Karaman, medyanın bu olayları bir aksiyon filmi gibi dramatize ederek vermesinin özendirici olduğunu belirtti.
NPİstanbul Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan ve Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım da dijital dünyanın yarattığı tehlikeye parmak bastı.
Dijital ortamda yaşanan zorbalıkların okul içi şiddete psikolojik zemin hazırladığını belirten Erdoğan, kurallara isyan, otoritelerle sürekli çatışma ve intikam düşüncelerinin erken uyarı sinyalleri olduğunu söyledi. Psikolog Yıldırım ise en büyük tehlikenin sosyal medyanın etkisiyle şiddetin bir popülerlik aracına dönüştürülmesi veya estetik bir kılıfa sokulması olduğunu kaydetti.




Yorumlar kapalı.