İmamoğlu’ndan duruşmada ‘itirafçı’ tepkisi: Çocuklarının nikahını kıydım fakat omurgalarını takır tukur kırmışlar
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen İBB davasının 21 Nisan 2026 tarihli oturumunda, tutuklu sanıklardan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu hakim karşısına çıktı. Karaoğlu, yaklaşık 500 dakika süren kapsamlı savunmasında, hakkındaki 46. ve 58. eylemler arasındaki iddialara resmi evraklar, yazışmalar ve bilirkişi raporlarıyla yanıt verdi.
Savunmasına 26 yıllık bürokrasi geçmişini anlatarak başlayan Karaoğlu, geçmişte AK Partili belediyelerde çalışırken de yasalara uygun davrandığı için haksızlıklara uğradığını ve mahkeme kararıyla görevine döndüğünü vurguladı. Karaoğlu, “Ben siyasetçi değilim. Alnımın akıyla görev yapmış bir memurum. Bir kurumda 150 kişi çalışıyor. Çevre Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik gibi pek çok kurumun yetkili olduğu Boğaziçi öngörünüm alanında, benim tek başıma kapıyı kilitleyip, her kararı alıp sonra balyozla yıkıma çıkmam fiilen mümkün değildir. İddianamedeki ‘örgüt’ kelimesinin adımla yan yana gelmesi benim için züldür” dedi.
İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında gerilim: Bunları sormanızı ayıplıyorum
İddianamenin 58. eyleminde yer alan “Mehtabiye Köşkü’nün ruhsat onayının bekletilerek rüşvet talep edildiği” yönündeki suçlamayı yanıtlayan Karaoğlu, sürecin müşteki Murat Özyeğin’in ifade ettiği gibi olmadığını belitti. Karaoğlu, Özyeğin’in “Mayıs ayında tüm izinlerim tamamdı” şeklindeki ifadesine karşılık, ruhsat dilekçesinin Haziran ayında verildiğini ve Çevre Şehircilik Bakanlığı izninin Eylül ayında geldiğini belgeleriyle mahkemeye sundu.
Karaoğlu, “Dilekçe verilmiş ama fenni mesul sözleşmesi, şantiye şefi taahhütnamesi, asbest envanter raporu gibi 20 tane zorunlu evrak dosyada yok. En son evrak Kasım ayında gelmiş. Evrak eksikken ben talimatla nasıl ruhsat vereyim? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı dahi talimat verse, evrak eksikse ruhsat veremem” diyerek “bekletme” iddialarını çürüttü.
SİNPAŞ’a ait Edip Bey Köşkü (Eylem 56) ile ilgili iddialara da değinen Karaoğlu, 9,5 yıl süren inşaatta iskanın (yapı kullanma izni) kasıtlı olarak bekletildiği suçlamasını kesin bir dille reddetti. Karaoğlu, asansör ruhsatı, ısı yalıtım raporu ve LİHKAB (Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Büroları) aplikasyon krokisi gibi kritik belgelerin iddia edilen tarihlerden aylar sonra eksik bir şekilde müdürlüğe sunulduğunu anlattı.
İddianamede “Reyna isimli yerin güçlendirme ruhsatı ve imar aykırılıklarına göz yumulması karşılığında 10 milyon dolarlık market kartı alındığı” yönündeki (Eylem 46) karmaşık suçlamalara yanıt veren Karaoğlu, bu ifadelerin tamamen gerçek dışı olduğunu belirtti. Karaoğlu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü raporunda atıf yapılan “iskan verildi” iddiasının yalan olduğunu, ortada verilmiş bir iskan veya iş bitirme belgesi bulunmadığını, yapının hala şantiye statüsünde olduğunu söyledi. İmara aykırılıklarla ilgili yapı talil tutanaklarının bizzat kendi kurumları tarafından tutulduğunun altını çizen Karaoğlu, “Göz yummuş olsak neden tutanak tutup yıkım ihalesi kapsamına alalım?” diye sordu.
İmamoğlu’ndan savcının ‘haddinizi bildiririz’ sözlerine tepki: Bu söz açıkça tehdittir, tedbirimi alacağım




Yorumlar kapalı.