Gülistan Doku ile KYK yurdunda yan yana odalarda kalan ve Hanımeli adlı kafede birlikte çalışan M.T., arkadaşının intihar etmiş olma ihtimaline inanmadığını belirtti. Arkadaşını “aklı başında ve bilinçli” biri olarak tanımlayan tanık, ifadesinde şu detaylara dikkat çekti:
NTV’nin haberine göre ifadenin en dikkat çekici kısmı ise çalışma ortamına dair dile getirilen iddialar oldu. Kafeye genellikle “üst düzey memurların” geldiğini belirten M.T., buradaki atmosferin çalışan genç kadınlar için baskıcı olduğunu ileri sürdü:
“Müşteriler tarafından bakışlarla ve doğrudan iletişim kurma çabalarıyla taciz ediliyorduk. Bu tacizlerden kurtulabilmek için Gülistan ile birlikte kafenin ön plandaki işlerini bırakıp bulaşıkhane kısmında çalışmaya başladık.”
İş yerinde bırakılan yüksek meblağlı bahşişlerin ve kurulan temasların kendilerini huzursuz ettiğini belirten tanık, Gülistan’ın kaybolmadan önceki son günlerinde oldukça durgun ve düşünceli olduğunu, ancak soruları geçiştirdiğini aktardı.
Soruşturmanın ulaştığı son aşamada, teknik incelemeler de derinleşti. Bölgede yapılan kazı ve incelemelerde toprakta tespit edilen “oksitlenme” emareleri, dosyadaki şüpheleri fiziksel delillerle destekler niteliğe ulaştı. Aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de bulunduğu 12 kişinin tutuklanmış olması, dosyanın sadece bir “kayıp şahıs” vakası değil, çok daha karmaşık bir organizasyonun parçası olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.




Yorumlar kapalı.