Küresel ölçekte demografik değişime de dikkat çeken Erdoğan, 2030 yılında dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş üstü olmasının beklendiğini belirterek, iş hayatında insanların daha uzun süre aktif kalacağını ifade etti. Aşırı bireyselleşme ve aile yapısındaki çözülmenin ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin güçlü aile bağları sayesinde bu süreçte avantajlı konumda olduğunu söyledi.
Kadınların iş gücüne katılımına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, son yıllarda hayata geçirilen projelerle önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 27,9’dan yüzde 34,7’ye, kadın istihdam oranının ise yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldiğini açıkladı. Kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılımını engelleyen bariyerlerin kaldırıldığını ifade eden Erdoğan, kamu sektöründeki kadın çalışan oranının da son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktığını söyledi.
Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
“Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünün yaptığı keskin bir değişim sürecinde. Bu değişimin insanlara neler kazandırdığını neler kaybettirdiğinin hesabını akademisyenler yapmaktadır. Bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Değişimi doğru okumak ve sağlıklı yönetmek bizim elimizdedir. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce olmadığı kadar kritik öneme sahip olduğu bir dönemdeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberler bozuldu. Robotik teknolojilerin ve yapay zekanın yaygınlaşması çeşitli endişeleri beraberinde getirmektedir. Yapay zekanın talimat verdiği robotların uyguladığı ve hiçbir aşamasında insan olmadığı bu sürecin nasıl yönetileceği büyük bir muamma.
Öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile bittiği bir dönemde değiliz. 2030’da dünya nüfusunun 5’te 1’inin 60 yaş üzeri kişilerden oluşacağı tahmin ediliyor. İş hayatında insanlar geçmişe dayalı daha uzun süre kalacak. Aşırı bireyselleşmeyi, aile yapısının çözülmesinin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Ülkemiz pek çok ülkeye kıyasla çok iyi bir yerde. Aile bağlarımızın hala diri olması bizim için önemli bir avantaj sağlar. Aile müessesesini çeşitle projelerle güçlendirirken en kapsamlı sosyal devlet sistemiyle kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi ve değişime uyum sağlayabilmesi kritik önemli.
Üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemdedir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez.




Yorumlar kapalı.