Cumhurbaşkanı, “Süreçte 18. ayı geride bıraktık ve birçok kritik süreçleri suhuletle tamamladık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşaktan kazasız belasız geçelim arzusundayız” şeklinde konuştu.
“Aziz milletim, değerli vekil arkadaşlarım, hanımefendiler beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerin huzurunda Türkiye Yüzyılı için gecesini gündüzüne katan dava arkadaşlarımı hürmetle selamlıyorum.
Bilhassa uluslararası kuruluşların sessiz bakışları altında maruz kaldıkları onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen, “Susarsak eğer taşları sıkacağız. Acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur. Ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz. Mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde. Gelecek sırtımızda” diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.
Kelimelerin tarif etmekte zorlandığı şu muhabbet için her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum. Allah, dayanışmamızı, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Rabbim bizleri ümmete, millete ve insanlığa hizmet yolundan ayırmasın.
Bugün tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kût’ül-Amâre Zaferi’nin 110. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Kût’ül-Amâre Zaferi tarihimize şanla şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak millî hafızamızda yerini almıştır. Bu zaferin bir başka yönü belli kesimler tarafından şimdilerde tekrar köpürtülen Araplar bizi sırtımızdan hançerledi yalanını deşifre etmekte. Arap halkı kuşatmaya destek olmuş ve bu uğurda şehit olmuşlardır. Arapların yanı sıra Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusu yanında savaşmışlardır. Arap aşiretleri içinde Şii olanlar da bu bulunuyordu. Kût’ül-Amâre zaferi altını çizdiğimiz Türk Kürt Arap ittifakının ne kadar stratejik önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Çanakkale bizim kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur. Aynı hakikat Kût’ül-Amâre için de geçerli olmuştur.
Coğrafyamızı kana bulamak isteyenler karşısında birbirimize kenetlenmeliyiz. Kökenlerimiz, mezheplerimiz farklı olabilir, hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ama bunlar bizleri ayrıştıran değil beşeri birliğimizi sağlayan müstesna değerlerdir. Farklılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşatmak zorundayız. Sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin dili ile konuşmak, barış mesajlarını güçlü şekilde vermek durumundayız. Biz bunun mücadelesini yürütüyoruz. Türkiye’nin Türk Arap Kürt ayrımı yapmaksızın bölgedeki halklarla buluşması, yeni paradigma oluşturması takdir edilecek, desteklenecek politikadır. Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek tarihimize ve istikbalimize yapılacak bir ihanet olacaktır. Kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda yaşadığımız kardeşlerimiz ile aramıza kimse giremez, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kutül Amare’de ve nice İslam beldesinde şehitlerimizin kanı ile yoğrulmuş kardeşliğimizi bozmaya kimsenin gücü yetmez. Bunu için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Nifak sokmak isteyenlere biz zafer marşlarımızı kardeşlik türküleri ile coşku ile söylemeye devam edeceğiz.




Yorumlar kapalı.