Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” vizyonundan bugün gelinen noktanın tam bir hayal kırıklığı olduğunu belirten Gürer, çiftçinin üretimden koptuğunu, borç batağında boğuştuğunu ve Türkiye’nin hızla gıda krizine sürüklendiğini ifade etti.
Basın toplantısının en çarpıcı bölümünü tarım arazilerindeki erime oluşturdu. Gürer, son 22 yılda Türkiye’nin 2,5 milyon hektar tarım arazisini kaybettiğini belirterek şu korkunç hesabı paylaştı: “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Eğer bu alanlar betonlaşmasaydı bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik ve ithalata muhtaç kalmazdık. Düşünün ki, her saatte tam 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazimizi kaybediyoruz!”
Verimli tarım arazilerine kurulan Güneş Enerjisi Santrallerini (GES) de eleştiren Gürer, enerji yatırımlarının yol kenarlarındaki en verimli topraklara yapılmasının tarım alanlarını daha da daralttığını vurguladı.
Çiftçi sayısındaki dramatik düşüşe dikkat çeken Gürer, kırsalın artık cazibesini yitirdiğini söyledi. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 2 milyon 300 bin üretici kaldığını hatırlatan Gürer, “Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi. Köylerde okul yok, sağlık ocağı yok. Gençler köyü terk ediyor. Üretene destek verilmediği için köyler hızla boşalıyor” dedi.
Mazot, gübre, ilaç, tohum ve elektrik gibi girdi maliyetlerinin altında ezilen üreticinin tüccarın insafına terk edildiğini savunan Gürer, devletin yasal yükümlülüklerini dahi yerine getirmediğini belirtti. Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken yasal desteğin 722 milyar lira olması gerektiğini ancak bütçeden sadece 168 milyar lira ayrıldığını ifade eden Gürer, “Çiftçi kazanmıyor, aracılar ve ithalatçılar kazanıyor” diye isyan etti.




Yorumlar kapalı.