Paşa Helvası’nın doğuşu, 19. yüzyılın sonlarına, 1898 yılına dayanıyor. Üretici Rıza Helvacıoğlu’nun dedesi Mustafa Efendi tarafından dönemin Kütahya Valisi Fuat Paşa için özel olarak hazırlanan bu helva, paşanın büyük beğenisini kazandı. Lezzeti karşısında hayranlığını gizleyemeyen Vali Fuat Paşa, hem tatlıya “Paşa Helvası” ismini verdi hem de aileye “Helvacıoğlu” soyadını bahşetti. O günden bu yana, bu asırlık miras aynı titizlikle korunarak gelecek nesillere aktarılıyor.
Birçok kişi tarafından “Paşa Lokumu” ile karıştırılsa da Paşa Helvası, tamamen kendine has bir yapıya sahiptir. İçeriğinde sadece susam, tahin ve şeker bulunan bu tatlının en büyük sırrı ise hava şartlarında saklıdır. Usta ellerde şekillenen helvanın kıvamı mevsim sıcaklıklarına göre ayarlanıyor. Hava sıcakken daha diri ve sert, soğuk havalarda ise daha yumuşak bir formda hazırlanan helva, bu özelliğiyle “yaşayan bir tatlı” olarak nitelendiriliyor.
Kütahya’da Ramazan demek, fırınlarda taze çıkan susamlı helvalar kadar Paşa Helvası demektir. Üretici Rıza Helvacıoğlu, bu tatlının en önemli özelliğinin Ramazan ile özdeşleşmiş olması olduğunu belirtiyor. Gurbetçilerden gelen yoğun talep üzerine zaman zaman özel üretim yapılsa da bu helva, asıl ruhunu Ramazan’ın manevi atmosferinde buluyor. Kilogram fiyatı 340 TL olarak belirlenen bu asırlık lezzet, kenti ziyaret eden turistlerin de ilk tadına baktığı yöresel ürünlerin başında geliyor.
Besleyici değeri yüksek olan tahin ve susamın başrolde olduğu Paşa Helvası, iftar sonrası enerji ihtiyacını karşılarken mideyi yormayan yapısıyla biliniyor. 128 yıllık bu lezzet serüveni, Kütahya sokaklarından yükselen o nefis tahin kokusuyla her yıl Ramazan ayında yeniden hayat buluyor ve kültürel bir köprü görevini sürdürüyor.




Yorumlar kapalı.