Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in gönderdiği mektup şöyle:
İçeride haksız ve hukuksuz biçimde tutulmamın üzerinden bir yılı aşkın zaman geçti.
30 Ekim 2024 tarihinde, bir şafak baskınıyla bütün haklarım ihlal edilerek evim basıldı, gözaltına alındım, önceden kurgulanan bir siyasi kumpasla jet hızıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldum. Aynı gece yerime bir kayyum atadılar.
Kayyum, bütün belediye başkan yardımcıları başta olmak üzere müdürleri sanki başka bir düşman kampının elemanlarıymış gibi görevden aldı, partizanca davranarak tüm pozisyonlara AKP’lileri getirdi. Meclis’i etkisiz hale getirdi, iç sürgünlere başladı, baskı uyguladı, yüzlerce çalışanı sırf siyasi görüşlerinden ötürü işten çıkardı. Benim 7 ay boyunca arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışarak açılışa hazır hale getirdiğim ve açtığım projeleri, Allah’tan korkmayarak kendisi yapmış gibi halka lanse etmeye çalıştı.
Eylül geldiğinde öğrencilerimiz için benim yönetimimde hazır edilen kırtasiye gereçlerini, kitapları, çantaları kendisi almış gibi okullara dağıttı, ancak bunu yaparken dağıttığı çantanın içinden benim öğrencilere ve velilere yazdığım mektuplar çıkınca bu emek hırsızlığı açığa çıktı. Kimisi ilahi adalet dedi, ben de bir kez daha “Hak yerini elbet bulacak” dedim.
Değerli Esenyurtlular,
Bizden sonra yollar asfaltsız, parklar bakımsız kaldı. Sokaklar kirli ve düzensiz kaldı, Esenyurt 10 yıl geriye gitti. Bu arada kendi aralarındaki çıkar çatışması ise ayyuka çıktı.
Bunlar yetmezmiş gibi Esenyurt halkının parasıyla yapılan, halkın öz malı olan Lise Kampüsü’nü bir günde kendince Millî Eğitim Bakanlığı’na devretti. Oysa bu proje Esenyurt halkına milyarlarca liraya mal olmuştu.
Aynı şekilde Esenyurt Belediyesi’nin milyarlık 10 dönümlük arsasını Sağlık Bakanlığı’na devretti. Onlarca cami altı işletme yerini diyanete verdi. Oysa hiç kimse halktan almadığı bir yetkiyi halk adına kullanamaz.
Ne ki halk her şeyin farkında, her şeyi görüyor.
Kıymetli Esenyurtlular; atanmış bir devlet memuru olarak kayyumun bunları yapmaya ne hakkı var ne de yetkisi. Yasalar açık, hiç kimse halktan alınmayan bir yetkiyi halk adına kullanamaz.
Anayasa’mıza aykırı olan bu kayyum garabetine karşı İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada kayyumun Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptali gerektiğine dair talebimiz kabul edildi, İdare Mahkemesi davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi’nin vereceği olumlu bir karar “Ahmet Özer Kayyum davası” olarak bütün ülkedeki kayyumlar için emsal olacak. Böylece halk iradesini hiçe sayan, gasp eden bu antidemokratik kayyum uygulaması son bulacaktır.



