1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. AK Parti’den belge yağıyor diyen Özel yenilerini paylaştı: Bana değil AK Parti genel başkanına götürün

AK Parti’den belge yağıyor diyen Özel yenilerini paylaştı: Bana değil AK Parti genel başkanına götürün

featured

Özel, “Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım” dedi. Yargıya güvenin düştüğünü belirten Özel, “Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı’nın rolüne değinen Özel, “AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl ‘AK Toroslar Çetesi’ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik iddialarını sürdüren Özel, çok sayıda taşınmaz ve sözleşmeye ilişkin belgeler paylaştı. “ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor” diyen Özel, söz konusu varlıkların maaş gelirleriyle açıklanamayacağını savundu.Özel’in açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:”Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım. Adalet olmazsa millette güven olmuyor. Güven olmayınca bu sefer yabancı yatırımcı gelmiyor. Hukuk birilerinin çıkarı için eğilip büküldüğünde esnaf da kazancından emin olamıyor. Sanayici önünü göremiyor. Eğer bir ülkede yargıya güven yüzde 18’e düşmüşse orada ilk düğmenin yanlış iliklendiğini görmek lazım.

Ondan sonra kimse düğme iliklemeye uğraşmasın. Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur ve herkes ya kendini korumaya ya bir şekilde buradan uzaklaşmaya çalışır. Türkiye’ye kalıcı yani yatırım yapmak üzere bir sermaye girişinin olmaması bundandır. AK Parti döneminde servet biriktirmişlerin dahi usul usul parayı yurt dışına taşıması da ondandır. Her dört gençten üçünün ‘fırsatını bulursam yurt dışında çalışmak isterim’ demesi de bundandır. Üç çiftçiden ikisinin ‘asgari ücret verirlerse ekmeyi dikmeyi bırakırım’ demesi de bundandır. Ve maalesef ülkede durum hiç iç açıcı değil. Adalet Bakanlığı’nın başındaki Adalet Bakanları hangi partiden olursa olsun parlamenter sistemde çok kritik bakanlıktır. Çünkü hukukla, hukukçularla tamamen bağımsız olmaları ve rahat bırakılmaları gereken kişilerle milletin yetki verdiği yönetenler arasındaki köprüdür Adalet Bakanlığı. Kabinedeki görevi budur. Millete karşı sorumluluğu budur. Yürütme, yargı, yasama birbirinden ayrı olacaktır. Temas noktası Adalet Bakanlığı’dır. Orada hem siyasetten gelen, millete sorumluluğu olan, milletten korkan, Allah’tan korkan, vicdanı adalet terazisine eğilmiş birilerinin orada oturması lazım. Böyle Adalet Bakanları oturduğunda yargı da saygınlık kazanıyor, siyaset de saygınlık kazanıyor, yargıya güven de yükseliyor, ülkede işlerin iyiye gitmesi de kolaylaşıyor.

Maalesef ne siyasetten gelen, ne siyaseti bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız. Atandığı gün soru şuydu: İstanbul’a ayrılan zulmün sonuna mı geldik? O zulmü Türkiye’nin tamamına yaymaya mı geldik? Herkes dikkatle işin bu tarafına bakıyor. Siyasette iktidarın tükenmişliğinin simgesine dönüştü bu atama. Çünkü siyasi mücadele partilerle, partinin ana kademesi, kadın kolları, gençlik kollarıyla yapılırken yargı kolları kuruldu. Başına bir siyasetçi kondu. Çalıştı, çabaladı ve sonunda kendince ödülünü aldı. Adalet Bakanlığı’na geldi, oturdu. Maalesef AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl ‘AK Toroslar Çetesi’ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık. Çok acılar çektik. Çekenlerimiz var. Bedel ödeyenlerimiz var. Çok kişinin kul hakkına girildi. Şimdi o ‘Ak Toroslar çetesi’ geldi, Adalet Bakanlığı’na yerleşti. O çetenin ilk önce yargı operasyonu diye başladığı, sonra milletin özgürlüğüyle ya da malının mülkünün geri verilmesi için nasıl pazarlıkların yapıldığı, avukat bürolarında nelerin konuşulduğu, onların sonra nereden nereye geldiğine ilişkin hakim bir kanaat var. Oldukça fazla; öyle başlangıçta lazım olan basit şüphe değil. Çok önemli miktarda şüpheler var. Belli miktar delil var. Onlardan kamuoyuna sunduklarımız var. Doğrulandıkça sunacaklarımız var.

“ID NUMARALARI BU 16 TAŞINMAZIN ÇOK YAKIN BİR GEÇMİŞ ZAMANDA KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU DOĞRULUYOR”

Ama öyle bir noktadayız ki, hatırlayalım: memur maaşıyla geçinmesi gereken burada çok değerli bir hukukçu bugün partiye geri döndü. Geçmişte savcılık yapmış. O mesleklerin gereği şu: başka bir yerden para kazanamazsın. Devletin de görevi şu: o insanları başka bir şeye tenezzül etmeyecek bir gelir seviyesinde tutmalısın. O konu bugünlerde ne kadar yerine geliyor ayrı ama geçinemeyince tenezzül etmek yerine onurunla mücadele eden dünya kadar hakim, savcı var bugün hayal kırıklıkları içinde. Ama bir yandan 190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal, mülk var. 16 tane her birinin ID numarası burada sizlerle paylaşıldı. Geçen hafta ilk önce Ankara’dakilerin ID’lerini vermedik. Ne atlayanlar oldu. Demek ki Ankara’dakiler yokmuş, yalanmış. Hepsinin ID numaraları burada. Ve buradan açık bir hatırlatma yapıyoruz: ID numaralarının yalan olduğunu, gerçek olmadığını söyleyen yok. Hatta bir gazeteci arayıp sorduğunda ‘ID’lere bir şey demiyorum’ dedi. Bu ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın bu zamanda ya da çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor. Bakın bunu yalanlayan yok. Sadece bir tapu kaydı gösteriyor: ‘Dört tane var elimde sadece’ diyor. Örneğin benim iki tapum var. Sadece Manisa’yı göster dersen bir tane gözüküyor. Manisa’yı gösterdiğin yeri kaldırırsan iki tane gözüküyor diyen var. Filtreleyerek sadece İzmir ve Ankara’yı gösterdi; dört tane var diye. Ama durum ondan daha vahim. Şimdi buradaki bu ID numaraları için bir kez daha sesleniyorum. Açıklamayı yaptığımız günden bugüne yalanlamadığınız ve bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik varsa söyleyin. Bir eksiklik yok. Ama beyefendi diyor ki: ‘Ben de bu ikisi ve bu var’ Yani 8, 10, 11 numaralar var diyor. Bunlar Ankara’da Mahall diye bilinen, İzmir’de Mahall Bomonti diye bilinen yerlere ait. Bu üçü ve bir tane daha. Bunların emsal değerleri, ortalama değerleri 27, 27, 54. Buradakini de 17,5 ilave ettiğinizde 71 milyon, 71,5 milyon TL. Ömrü boyunca aldığı maaşların iki katı zaten. Biz 19 katına itiraz ediyoruz. O diyor ki: ‘Ömrüm boyunca aldığım maaşların içinden bir bardak su bile içmesem, bir kibrit kutusu bile satın almasam, biriktirsem onun iki katı kadar, 2,5 katı kadar malım var. Fazlası yalan’ diyor. Biz fazlasının da doğru olduğunu iddia ediyoruz.

AK Parti’den belge yağıyor diyen Özel yenilerini paylaştı: Bana değil AK Parti genel başkanına götürün

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.

Sosyal Medyada Biz