Geleneksel tarımın karşılaştığı toprak kaynaklı hastalık ve zararlı riskini modern bir yaklaşımla ortadan kaldıran mühendis Manav, topraksız tarımın avantajlarını şu sözlerle özetliyor:
“Bu yöntemi seçmemizdeki en büyük etken, birim alanda çok daha yüksek verim elde etmek. Toprakla temasımız olmadığı için bitkiyi çok daha iyi kontrol edebiliyoruz. Bu sayede pestisit kullanımı neredeyse sıfıra iniyor ve ihracat standartlarına uygun, temiz ürünler elde ediyoruz.”
Serik’teki tesisin üretim kapasitesi, uygulanan dikey ve topraksız sistemler sayesinde göz dolduruyor. Toplamda 10 bin metrekarelik bir alanda 175 bin adet çilek köküne ev sahipliği yapan işletme, yıllık 100 tonluk bir üretim hacmini hedefliyor. Modern tarımın tüm imkanlarının kullanıldığı bu yatırım, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda günlük en az 20 kişiye iş imkanı sunan bir istihdam kapısı olarak da öne çıkıyor.
Üretilen yüksek kaliteli çilekler, iç pazardan ziyade doğrudan dünya sofralarına ulaştırılıyor. Başta Rusya, Ermenistan ve Gürcistan olmak üzere birçok ülkeye sevkiyat yapıldığını belirten Manav, talebin oldukça yoğun olduğunu vurguluyor. Yurt dışı pazarlarında “kaliteli ve temiz ürün” imajıyla yer edinen Antalya çileği, döviz girdisi sağlayarak yerel ekonomiye can suyu oluyor.
Başarı dolu bu tablonun yanında sektörün karşılaştığı zorluklara da değinen Harun Raşit Manav, özellikle artan üretim maliyetlerine dikkat çekiyor. Gübre ve enerji gibi temel giderlerin yaklaşık üç katına çıkmasına rağmen satış rakamlarının aynı hızda yükselmemesinin üreticiyi zorladığını belirten Manav; “Genç bir üretici olarak zorlu bir dönemden geçiyoruz ancak verimliliğe ve kaliteye odaklanarak bu süreci aşacağımıza inanıyoruz. Gelecekte daha güzel günlerde üretim yapmaya devam edeceğiz” diyerek kararlılığını ifade etti.




Yorumlar kapalı.