Vakıflar Genel Müdürlüğü ise “özel platform ve bilimsel raporlar” savunması yaparken, UNESCO ilkelerinin açıkça ihlal edildiği belirtiliyor.
Restorasyonun ikinci etabında, kubbe güçlendirme gerekçesiyle 45 tonluk kamyonlar ve vinçlerin İmparator Kapısı’ndan ana salona girdiği görüldü. Tarihi mermer döşemeler, hassas zemin ve altında yer alan 1 kilometrelik dehliz sistemi, bu yükleri taşımaya uygun değil.
UNESCO kurallarına göre dünya mirası statüsündeki yapılarda ağır iş makinesi kullanmak yasak. Notre-Dame’da, Pantheon’da, Kubbetü’s-Sahra’da iş makineleri değil, elle taşınan hafif malzemeler kullanılıyor.
Skandalı gündeme taşıyan ressam ve heykeltıraş Ahmet Güneştekin, Ayasofya’ya sokulan kamyonları “insanlığa karşı işlenmiş yanlış” olarak niteledi:
“Ayasofya insanlığın ortak vicdanıdır. Bu yapının kalbine iş makinesi sokmak, restorasyon değil, hafızaya karşı körlüktür.”
Güneştekin, Pantheon ve Notre-Dame gibi yapılarda ağır makine kullanımının asla yapılmadığını hatırlatarak, “Bu, evrensel koruma biliminin tartışmasız ilkesidir” dedi.
Sanat tarihçisi ve ANKARAGÜNDEM yazarı Şule Demirtaş da tartışmalara kapsamlı bir değerlendirmeyle katıldı. Demirtaş, Ayasofya’da yürütülen güçlendirme çalışmalarının deprem güvenliği açısından ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu vurgularken, esas meselenin “aciliyet” ile “yöntem” arasındaki farkta olduğunu ifade etti.



