1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. Bahçeli’den Özel’in ara seçim çağrısına cevap: Seçim zamanında yapılacak

Bahçeli’den Özel’in ara seçim çağrısına cevap: Seçim zamanında yapılacak

featured

İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki saldırılarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, “İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur” dedi; Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamaların “ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırı” olduğunu ifade etti. Bölgedeki enerji, su ve ticaret hatlarının yeni çatışma alanlarına dönüştüğünü belirterek, “Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji… üzerinden şekillenecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İç politikada “Terörsüz Türkiye” vurgusu yapan Bahçeli, sürecin stratejik önemine işaret ederek, “İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir” dedi. Tarımı milli güvenlik meselesi olarak tanımlayan Bahçeli, “Gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir” ifadelerini kullandı. Tarımsal üretimin artırılması ve çiftçinin korunması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi o’dur” sözleriyle üretimin stratejik önemine dikkat çekti.

Bahçeli ayrıca Özgür Özel’in ara seçim çağrısına da yanıt verdi. “Türkiye’yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok. Seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak lazımdır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:Orta Doğu’da önümüze gelen manzarayı bugün münferit olarak sadece sıcak çatışma başlıklarıyla, bir kaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla anlamaya kalkışmak büyük resmi ıskalamak olur. Karşımızdaki tabloda diplomasiyle askeri harekatların enerji kaynaklarını, güvenliğiyle sınır emniyetinin uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örülmüş çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durmaktadır. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesi krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesene imkan tanıyan bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır, barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır.

Bugün ateşkes olarak sunulan tabloyu iyimserlikle değil devlet zihniyetiyle okumak zorundayız. Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi krizin masaya taşındığını göstermiştir. Silahların geçici olarak susması hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerek masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir. İslamabad’da 12 Nisan’da gerçekleştirilen ABD-İran müzakereleri herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil diplomatik zeminde süren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad’da sonuçsuz kalan görüşmeler bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu’da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa yarın Avrupa’nın göbeğinde, Asya’nın düğüm noktalarında ve Afrika’nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır. 2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla Lübnan’daki yıkımla, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, Pakistan- Afganistan geriliminin on binlerce hayatını altüst ettiği bir dünyada yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir.BM Genel Sekreteri’nin öncülüğünde ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve AB’nin katılımıyla bir dünya barış konseyi mekanizmasının hayata geçirilmesi tarihi bir mecburiyettir. Savaşı fiile büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, elini taşına koymaya hazırdır. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vecihi dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını tahin edecektir.

Dikkat çekici olan başka bir durum ise İran cephesinde geçici bir frenleme yaşanırken Lübnan cephesi açık tutulmaktadır. İsrail ordusunun Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında yaşanan can kayıpları siyonist hesapların Lübnan topraklarının terk etmeye niyetli olmadığını göstermektedir. Gazze’deki çığlıklar bugün Lübnan’da yankı bulmaktadır. İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikranın sağlanması insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada ABD güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerin yoğunlaştığı görülmektedir. İsrail bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur, İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD’nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir.Mescid-i Aksa, Peygamber Efendimiz’in ümmetine yadigarınıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması bu mücadelenin sadece hava sahaları üzerinden değil kutsal inançlarımız, iman ve gönül iklimizin ait olduğu mekanlar üzerinde de yürütüldüğünü göstermektedir.

Bahçeli’den Özel’in ara seçim çağrısına cevap: Seçim zamanında yapılacak

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.

Sosyal Medyada Biz