Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından 18 Ocak’ta ilan edilen Suriye’deki Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nın ardından Suriye’deki durumu nasıl değerlendirdiklerinin sorulması üzerine Fidan, “Biz 10 Mart Mutabakatı’nı nasıl desteklediysek 18 Ocak Mutabakatı’nı da destekliyoruz. Esas itibarıyla bizim baktığımız konu bir mutabakat olması. Yani Suriye’deki tarafların kendi iradesiyle bir mutabakatı kabullendikten sonra biz Türkiye olarak belli konularda rezervimiz olsa da aslında onu bir kenara bırakıp oluşan ortak mutabakatı desteklemeyi daha öncelikli bir politika olarak tercih ediyoruz. Onun için 18 Ocak’ta tarafların ulaşmış olduğu ve Ahmet Şara’nın da deklare ettiği bu mutabakatın ben kıymetli olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Fidan, söz konusu “mutabakatın hayata geçirilmesi” ve “bunun için gerekli fedakarlıkların yapılmasının” önemli olduğunun altını çizerek, “Buna paralel olarak onun hemen öncesinde Ahmet Şara tarafından çıkarılan kararnameyle gerçekten çok uzun yıllardır (Beşşar) Esed döneminde belli konulardan mahrum edilmiş Kürt kardeşlerimizin haklarının verilmiş olması da fevkalade önemli. Hatırlayacak olursanız özellikle vatandaşlık verilmeyen birçok Kürt kardeşimizin vatandaşlığını alması için sivil savaş öncesi Esed döneminde de Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) o yönde girişimleri olmuştu. Bizler o dönemde özel temsilciyken müteaddit defalar gittiğimizde, her seferinde bu konuları gündeme getiriyorduk ama bu konular nihayete o dönem bizim çabalarımıza rağmen ulaşmamıştı.” diye konuştu.
Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın ortaya koyduğu kararnamenin hem kültürel hakların garanti altına alınması hem vatandaşların kendilerini daha güvende ve daha ait hissetmesi açısından önemini vurgulayan Fidan, “Arkasından ortaya konan 18 Ocak Mutabakatı’nın bütün zorluklarına rağmen hayata geçmesinin ben Suriye’nin birliği, bütünlüğü adına fevkalade önemli bir işlev göreceğine inanıyorum. Fakat bu esnada tabii sürekli oynanan DEAŞ oyununun oynanmasını da büyük bir endişeyle açıkçası karşılıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, Türkiye’nin DEAŞ terör örgütüyle mücadelede her zaman için ön saflarda yer aldığını belirterek, Suriye’nin yeni yönetimiyle de büyük bir işbirliği ruhu içerisinde bunu ilerletmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.
Bu sabah erken saatlerde ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de bir araya geldiklerini kaydeden Fidan, Barrack’ın dün Şam’da yaptığı görüşmelere ilişkin izlenimlerini paylaştığını aktardı.
Fidan, dün gün boyu kritik görüşmeler olduğunu ifade ederek, “(Barrack) Her iki tarafla da görüştü ve her iki taraf da bu sefer üçlü bir araya gelerek Şam’da görüştü. SDG tarafı, Şam yönetimi ve Amerika’nın bir araya gelmesiyle yapılan görüşmeler oldu. Uzun görüşmeler. Bunlarla ilgili görüş teatisinde bulunduk. Türkiye’nin her zaman için yapıcı rol oynamaya devam edeceğinin altını çizdik. Onlar da bu konuları takdirle açıkçası karşılıyorlar. Bu konuda çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu Barış Kurulu’na kurucu üye olarak davet edilmesi ve bundan sonra Gazze’deki sürecin nasıl işleyeceği sorusuna yanıt veren Fidan, devlet başkanları ve hükümet başkanları düzeyinde Barış Kurulu oluşturulduğunu ve buranın kuruluş şartı, sözleşmesinin olduğunu belirterek, “Bununla ilgili incelemelerimiz devam ediyor. Cumhurbaşkanımız herhalde çok kısa bir süre içerisinde bu konudaki kararlarını verecekler.” ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başından beri Gazze’deki durumun çözülmesi için ulusal bir seferberliğin olmasını savunduğunu, buna öncülük ettiğini, birçok uluslararası ortaklarla bunun emeğini ve çabasını verdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:




Yorumlar kapalı.