Panelin açılış konuşmasını yapan Bakan Kurum, sadece bir programın açılışını yapmak için kentte bulunmadıklarını belirterek, “Şehirlerimizin geleceği, ortak evimiz dünyanın korunması ve çocuklarımızın istikbali için çok güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Buluşmamızın başlığı; İklim Değişikliği, Afet Yönetimi ve Kentsel Dirençlilik. İklim değişikliği, şehirlerimizin risklerini de büyütüyor. Afet yönetimi, bu risklere karşı hazır kurumlar ve güçlü koordinasyon gerektiriyor. Kentsel dirençlilik ise bütün bu çabaları; insanı, ekonomiyi, şehri ve yaşam kalitesini birlikte güçlendiren, bir şehircilik vizyonuna dönüştürüyor. COP31 Başkanı olarak bugün burada bulunmanın benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü bu yolculuğun merkezine şehirleri koyuyoruz. İklim eylemini sahaya indirerek çözümü şehirlerde büyütmek; dirençli, sürdürülebilir ve insan odaklı şehirleri küresel iklim gündeminin ana başlıklarından biri yapmak istiyoruz” diye konuştu.
Kasım ayında Antalya’da yapılacak zirveyi yalnızca teknik müzakerelerin yürütüldüğü bir toplantı olarak görmediklerini kaydeden Bakan Kurum, “Bu süreci; şehirlerin sorunlarına cevap veren, yerel yönetimlerin gücünü görünür kılan, sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz. İşte bu nedenle Hatay’daki program, Türkiye’nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biridir. Çünkü Hatay, bize acının yanında dayanıklılığı, umudu ve yeniden kurma iradesini de hatırlatıyor. Evet, 6 Şubat 2023’te Türkiye olarak tarihimizin en uzun gününü yaşadık. 11 ilimizde, 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi. 110 bin kilometrekarelik geniş bir alanda büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Binlerce canımızı kaybettik. Yaklaşık 850 bin yapı kullanılamaz hale geldi. O günlerde insanlarımız evlerinin eski yerini bile bulmakta zorlandı; bu acı hepimizin hafızasına kazındı. Ama biz o en uzun gecede bile umudumuzu kaybetmedik” dedi.
Deprem sürecinde 650 bin yardım görevlisi, lojistik çalışanı ve arama kurtarma personeliyle sahada olduklarını vurgulayan Kurum, “200 bin mimar, mühendis ve işçiyle tek yürek olduk. Fedakar insanlarımızın emeği, karanlık anlarımızda ışık oldu. Devlet ve millet el ele verdi; asrın dayanışmasını asrın inşa seferberliğine dönüştürdük. Şu anda bulunduğumuz Hatay, depremin en ağır vurduğu ilimizdi. Yeniden inşa aşamasında en çok burada zorlandık. Ama geldiğimiz noktada, tüm şehirlerimizi, tarihi kültürel yerleri de dahil olmak üzere ayağa kaldırdık. Tüm bu çalışmaları yaparken üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık. 27 Aralık 2025 itibarıyla 11 ilimizde toplam 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım. Nüfus bakımından Litvanya, yüz ölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi 2 yılda alt yapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri; topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik. İnşa çalışmamızın her aşamasında çevremizi koruyarak adım attık. Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduk; atıkları dönüştürdük, dönüştürüyoruz” diye konuştu.




Yorumlar kapalı.