Gece saatlerinden itibaren Selimiye Camisi çevresine gelen güreşseverler, cami avlusunda kurdukları çadırlarda ya da serdikleri battaniyelerin üzerinde uyudu. Güneşin ilk ışıklarıyla uyanan vatandaşlar, sabah kahvaltılarını yine aynı alanda yaptı. Güreş tutkunları, sabahın erken saatlerinde er meydanına gidiyor, akşamları ise yıldızların altında sohbet ederek vakit geçiriyor.
Kendi aralarında bu açık alanı “Bedava Palas” olarak adlandıran izleyiciler, güreşlerin final gününe kadar park ve bahçelerde konaklamayı sürdüreceklerini ifade ediyor. Katılımcılar, Edirne’de bulunmanın manevi değerine dikkat çekerek, zahmetin bu deneyimin bir parçası olduğunu vurguladı.
Manisa’dan gelen Nevzat Bozca, Edirne’nin büyüleyici atmosferinden övgüyle bahsederek, “Hayalimizdeydi, ilk kez nasip oldu. Güreş sevdalısı bir aileden geliyoruz. İnşallah seneye de nasip olur, gelmek isteriz. Kırkpınar sevdasının bizi çadırda kalmaya zorlamasından ziyade, buraya geldikten sonra nerede kaldığının çok bir önemi yok.” ifadelerini kullandı.
Antalya’dan gelen Salih Tonga ise Kırkpınar’a duyduğu ilgiyi, “Selimiye’nin gölgesinde, avlusunda oturmak, namaz kılmak her insana nasip olmaz. Gerçekten Kırkpınar bizim için bir tarih, Edirne o şekilde… Ama gerçekten buranın kahrı çekilir. Zahmetsiz iş yok.” sözleriyle dile getirdi.




Yorumlar kapalı.