Türkiye’yi yasa boğan yangın felaketi sonrası hayatını kaybeden aileleri arayarak dalga geçen gençlerin durumu birçok kişiyi tedirgin ederken, “Bu gençler ebeveynler tarafından nasıl yetiştiriliyor?” sorusuna da neden oldu. Şiddetin nörolojik kökenini yorumlayan uzmanlar, “Aileler de sorumlu tutulmalı mı?” sorusuna yanıt ararken, önemli tespitlerde bulundular.
Haber Global’den Sibel Gülersöyler’in haberine göre, nöroloji uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu belirtti. Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artıyor” açıklamasında bulundu.
Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:
“Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize gösteriyor. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülüyor.
20, 30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir.”
İletişim uzmanı Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan ise sosyal medyanın kişiye anonim kalma olanağı verdiğini bunun grup davranışları ile birleşince de içsel sınırların ortadan kalktığını belirtti. “Kişi, bu durumda özgürleştiğini düşünüyor ve şiddet içeren saldırgan davranışlar gösterebiliyor” diyen Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan şöyle devam etti:
“Çalışmalar, anonimliğin kimlik belirsizliği ile birlikte şiddet içeren, saldırgan davranışları ve dolayısıyla linç ve siber zorbalığı teşvik ettiğini gösteriyor. Siber zorbalık ile anonimlik arasında önemli bir ilişki olduğunu görüyoruz.



