Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasını dikkatle dinlediklerini belirten Özdağ, muhalefet sıralarının Genel Kurul’da hazır bulunduğunu vurguladı. “Grubumuzun hemen hemen tamamı buradaydı, İYİ Parti burada, Milliyetçi Hareket Partisi burada, DEM PARTİ’liler burada, Cumhuriyet Halk Partililer burada; şimdi burada muhalefet konuşuyor, siz neredesiniz?” diyen Özdağ, AK Parti milletvekillerine yönelik “Adalet ve Kalkınma Partililer niye siz gelip de bizi dinlemiyorsunuz? Neden bize saygı duymuyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
İktidarın muhalefeti bütçe sürecinde dikkate almadığını savunan Özdağ, daha önce yapılan “muhalefetin görüşlerini not aldık, gelecek bütçede değerlendireceğiz” yönündeki açıklamaları hatırlatarak “Hangisini değerlendirdiniz? Hiçbirini değerlendirmediniz.” dedi. Özdağ, Cevdet Yılmaz’ın konuşmasını eleştirdiği bölümde “sanki kendimi İsviçre’de, İtalya’da zannettim” ifadesini kullanırken Romanya örneğine atıf yaparak “Vallahi, bizim paramızdan 10 misli değerli bir paraları var… komünizmden daha yeni kurtuldular.” sözleriyle iktidarın ekonomik tablo anlatımını “Andersen’den masallar” şeklinde niteledi.
Ekonomi başlığında enflasyon vurgusu yapan Özdağ, geçmiş yıllarda tek haneli seviyeleri hatırlatarak “Tek haneli rakamlardı 2015’te, 2016’da tek haneli rakamlarda değil miydi, 5,2 değil miydi, 6,3 değil miydi? Kim çıkarttı?” ifadelerini kullandı. Bu noktada ironik bir dille “Vallahi bir araştırma önergesi vereceğim bu bütçe bittikten sonra, bu UFO’luları arayalım, bu uzaylıları arayalım diyeceğim.” diyerek enflasyonun sorumluluğunun “dış güçler” söylemiyle açıklanmasını eleştirdi.
İktidarın enflasyonu düşürme vaadine ilişkin “Vallahi çekemezsiniz, billahi çekemezsiniz.” diyen Özdağ, tasarruf tedbirlerine kamu kurumlarının uymadığını savundu. Şeffaflık ve denetlenebilirlik iddialarını da sorgulayan Özdağ, Sayıştay’ın görevini yapamadığını ileri sürdü; 15 Temmuz sonrası “korkutulmuş bir Sayıştayla” karşı karşıya olunduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, kuvvetler ayrılığı ilkesinin hayata geçmediğini iddia ederek yürütmenin yasama ve yargı üzerinde “vesayet unsuru” hâline geldiğini söyledi. Meclis’in denetim araçlarının etkisiz bırakıldığını savunan Özdağ, yazılı soru önergeleri üzerinden şu ifadeleri kullandı:
“Vallahi, herhâlde, öyle tahmin ediyorum; 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin soru önergesi vermişizdir ve sadece bizim grubumuzun vermiş olduğu 1.170 tane soru önergemiz var. Bunlara cevap veriyor musunuz? Vermiyorsunuz ki.”
Bütçedeki harcama kalemlerinin sıralanmasına rağmen harcama yönteminin belirsiz olduğunu dile getiren Özdağ, “Bunlar davetiyeli mi olacak, pazarlık usulü mü olacak, yoksa başka ne türlü olacak, bilmiyoruz ki.” dedi. Sayıştay’ın usulsüzlük ve keyfîlik tespitlerine rağmen siyasetin denetimi güçlendirmediğini savunan Özdağ, “Sayıştay, Sayıştay, ince eleyip sık dokuma.” anlayışının terk edilmesi gerektiğini söyledi.
TÜİK ve Merkez Bankası rezervleri üzerinden yapılan değerlendirmelere değinen Özdağ, enflasyonun halkın temel tüketim kalemlerine yansımadıkça gerçek bir düşüşten söz edilemeyeceğini vurguladı. “Ben enflasyona enflasyon demem, o enflasyon eğer benim mutfaktaki peynirimin, ekmeğimin fiyatlarını aşağı indirmiyorsa…” diyen Özdağ, açıklanan oranların hayat pahalılığını düşürmemesi hâlinde “masal” olarak kalacağını söyledi. Bu bölümde “Enflasyon yüzde 36 olmuş. Peki, peynire niye yüzde 106 zam yapılmış? Niye akaryakıta yüzde 208 zam yapılmış?” sorularını yöneltti. Emekliler ve memurlara yönelik iktidarın anlattığı refah tablosunu ironik bir üslupla eleştiren Özdağ, “16,5 milyon emekli çok rahat olun” sözleriyle başlayan kurgusunda vatandaşların kira ödeyemediğini, ev ve araba alamadığını, pazara çıkamadığını ifade etti. Türkiye’de “ekonomik kriz yoktur” iddiasıyla “servet transferi” vurgusu yapan Özdağ, “Türkiye’de bir para transferi vardır, bir servet transferi vardır, fakirlerden alıp zenginlere verilen bir servet transferi vardır.” dedi.



