Aydın hakkında, 19 Ocak 2025’te partisinin sosyal medya hesabından yapılan “SEYYAR GİYOTİN’in Anatomisi: Akın Gürlek” başlıklı videoyu yeniden paylaşması nedeniyle “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçundan 2 yıl 2 aydan, 5 yıl 4 aya kadar hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle dava açılmıştı.
Davanın karar duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı CHP Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş, Gökan Zeybek ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in arasında bulunduğu çok sayıda partili de takip etti.
Duruşmada Aydın’ın avukatları Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanması nedeniyle savcılığın tekrar esas hakkındaki görüşünü hazırlaması talebinde bulundu.
Cem Aydın, esasa ilişkin savunmasında, şunları söyledi:
“Öncelikle bu duruşmanın baştan beri olması gerektiği yerde, Çağlayan’da yapılmasını olumlu bulduğumu belirterek başlayayım. Çünkü ilk duruşmaya neden Silivri’de çıktığımı anlayabilmiş değildim. O günden bugüne ne oldu? Sayın Savcı hakkımızda bir mütalaa hazırladı. İddianameden pek farkı yok. Belli ki çok emek verilmiş bir belge değil. Bu davada yargılanan Cem Aydın’ın şahsı değil, CHP Gençlik Örgütleri başta olmak üzere Türk gençliğidir. Bugün burada rutin bir siyasi faaliyetin bu salonda yargılandığı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Ben sadece siyaset yaptığım ve CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı olduğum için buradayım. Genel Başkanımızın konuşmasını paylaşmakla yargılanıyorum. Nasıl ki Adalet ve Kalkınma Partisi Gençlik Kolları, kendi Genel Başkanlarının konuşmalarını paylaşıyorsa, nasıl ki Ülkü Ocakları Genel Başkanı, Genel Başkanlarının sözlerini yaygınlaştırıyorsa, biz de CHP Gençlik Kolları olarak kendi Genel Başkanımız Özgür Özel’in Meclis kürsüsünde ve meydanlarda milletimize hitaben yaptığı konuşmaları paylaşıyoruz. O gün de bir adım geri atmadan paylaştık. Bugün de her sözünü savunmaya ve yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Bir siyasi partinin gençlik kollarının, kendi partisinin politikalarını kurumsal hesaplarından duyurmasından daha doğal ne olabilir? Genel Başkanımızın sözleri bizim parti politikamızdır ve bunu yaymak suç değil, siyasi görevimizdir.
Bu iddianameyi ve mütalaayı salt hukuki bir perspektifle ele almak imkânsızdır. Rutin bir siyasi parti faaliyetini ‘suç’ olarak nitelendirmek, milletin demokrasiye olan inancını zedeler. Cem Aydın’ın şahsen ceza alıp almaması mesele değildir; mesele demokrasinin ve siyaset yapma özgürlüğünün alacağı yaradır. Siyaset yapmanın suç olduğuna inanmıyorum. Heyetinizin de buna inanmadığını bilmek istiyorum. Siyaset yapmak suç mudur? Ben sadece siyaset yaptığım ve CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı olduğum için buradayım. Türkiye’nin umudu, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yol arkadaşı olduğum için buradayım. Bu nedenle savunmamı şahsım adına değil, temsil ettiğim parti ve Türk gençliği adına yapıyorum.”
Bu dava ne yazık ki ülkemizdeki siyasi iklimin bir sonucudur. Benim üzerimden tüm gençliğe ‘hangi çerçevede konuşabilirsiniz, hatta hangi partide siyaset yapabilirsiniz’ sınırlarını çizen bir uyarı verilmek istenmektedir. Oysa ifade özgürlüğü anayasal hakkımızdır. İfade özgür olursa zihin de özgür olur. Zihin özgürleşirse toplum dürüstleşir. Tarih bize göstermiştir ki ifade özgürlüğünün yok edildiği toplumlar ve devletler içten içe çürür.
Ben, son seçimlerde Türkiye’nin birinci partisinin ve gençlerin en yüksek teveccühünü kazanmış bir hareketin Gençlik Kolları Başkanıyım. Benim mücadelem siyasidir, bu mücadelede muhatabım savcılar değil; AK Parti Gençlik Kolları Başkanı olmalıdır. Anlaşamadığımız konularda birbirimize söyleyecek sözümüz olmalıdır. Sözümüzün polisiye tedbirlerle bastırılması, bizden çok siyasi rakiplerimize yapılmış bir ayıptır. Devletin kurumlarının siyasi partilerden önce bizle muhatap olması, siyasi kültürümüzü çoraklaştırır. Biz siyasetimize siyaset-sözümüze karşı söz bekliyoruz.




Yorumlar kapalı.