Gürer, “İşi tıkırında olan mutlu azınlık” ile yoksulluk yaşayan milyonlar arasındaki dengesizliğe dikkati çekerek, “Orta direk”in mutlu azınlığın yanına erişme uğraşı içinde yoksulluğun önemli ölçüde arttığını belirtti. Sıkı para politikası ve faizin yarattığı uygulamalarda kazanan bir kesimin de bankalar olduğunu ifade eden Gürer, sanayici konkordato ilan edip farklı işyerlerinde işi yavaşlatma ya da durdurma noktasına gelmişken bankaların ciddi kâr etmelerinin, sistemin üretimden çok para üzerinde döndüğünü gösterdiğini söyledi.
Gürer, 2024 yılına göre bankaların brüt kârının 2025 yılında yüzde 54,4 oranında artarak 1,2 trilyon lirayla tamamlandığını belirtti. Gürer, “Bankacılık sektörünün vergi sonrası net kârı, 2024 yılına göre yüzde 42,7 artarak 940,2 milyar lira oldu. Bu dönemde özel bankaların net kârı yüzde 34,1 artarak 557,6 milyar liraya çıkarken, kamu bankalarının net kârı ise yüzde 57,4 artarak 382,6 milyar lira olarak gerçekleşti. Vatandaş cephesinde baskı altında olan çiftçi ve esnaf, bankalara olan kredi borçlarını ödemede zorluk yaşadığı için icralık oldu. Parayı veren zenginleşirken, alan ise geri ödeyemediği için borçlanan ve yoksullaşan oldu” dedi.
Bu süreçte vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının, 16–23 Ocak haftasında 66,5 milyar lira artarak 5 trilyon 973 milyar liraya kadar yükseldiğini kaydeden Gürer, söz konusu haftada 29,2 milyar lira artan bireysel kredi borçlarının 3 trilyon 93 milyar liraya yükseldiğini, kredi kartı borç bakiyesinin ise 37,3 milyar lira artarak 2 trilyon 880 milyar liraya çıktığını söyledi. Gürer, Merkez Bankası’nın verilerine göre, Eylül 2025 itibarıyla vatandaşların varlık yönetim şirketlerine 101 milyar lira borcu bulunduğunu, varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte vatandaşın toplam finansal borcunun 6,1 trilyon lirayı bulduğunu ifade etti.
“Borçsuz yaşam zorlaştı. İşçi, çiftçi, esnaf, emekli ve hatta bir kısım sanayici aynı anda ekonomik sorunlarla zor bir süreç yaşıyor. Yokluk ve yoksulluk yaygınlaşıyor. Milyonlarca yurttaş devlet ve belediye yardımlarıyla yaşamaya çalışırken, geniş kesimlerde geçim sıkıntısı azalmadan devam ediyor” diyen Gürer, ekonomide oluşan sorunların iktidar tarafından sürekli benzer açıklamalarla “yokmuş” gibi gösterildiğini belirtti. Gürer, haftalık resmî verilerde artan borçlanmalar ve geri ödemelerde yaşanan sorunların açıkça görüldüğünü ifade etti.
Gürer, yeni bir sürecin; üretimi artırmak, iş alanlarını daha fazla katma değerli üretime yöneltmek ve AR-GE çalışmalarını daha çok önemsemekle birlikte, emekli ve çalışanların yaşam kalitesini artırıcı ücretler ile israfı önleyecek tedbirlerle sağlanabileceğini söyledi.
Gürer, “KOBİ’lerin bankacılık sistemine olan kredi borçları, 2025 yılının tamamında 2 trilyon lira artarak 6,4 trilyon liraya kadar yükseldi. Sektörün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alınan kredi borçları ise 113 milyar liralık artışla 200,5 milyar liraya kadar çıktı” dedi.
Tarım sektöründe yaşanan borçlanmaya da dikkat çeken Gürer, tarım kesiminin zirai don ve kuraklık ile yapısal sorunlar nedeniyle daraldığını, sürecin ise ithalatla yönetilmeye çalışıldığını söyledi. Gürer, “Üreten ve tüketen aynı anda kaybederken, aracı ve ithalatçıların kazandığı bir düzen sürüyor. Tarım sektörünün bankacılık sistemine olan kredi borçları 371 milyar liralık artışla 1 trilyon 239 milyar liraya yükseldi. Bu kredinin 982 milyar liralık kısmı kamu bankaları, 257,3 milyar liralık kısmı ise özel bankalar tarafından kullandırıldı. Tarım sektörünün vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınan kredi borçları da geçen yıl 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya kadar yükseldi” dedi.




Yorumlar kapalı.