Açıklamasında nüfus politikalarına da değinen Nazlıaka, “Nüfusu artırmak istiyorsanız, önce insanı yaşatın. Güçlü aile, çok çocukla değil, güvende çocukla olur. Aileyi büyüten rakamlar değil, haklardır” ifadelerini kullandı.
Nazlıaka, Türkiye’de doğurganlık oranlarının düşmesi ve evlilik yaşının yükselmesinin bireysel tercihlerden ziyade ekonomik koşullarla bağlantılı olduğunu belirtti. Açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:
“Türkiye’de doğurganlık oranlarının düşmesi ya da evlilik yaşının yükselmesi bir ‘tercih’ değil; derinleşen ekonomik kriz, işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik hissinin doğal sonucudur. Genelgede gençlerin evliliğe teşvik edilmesinden söz edilmekte, ancak gençlerin neden evlenemediğine dair tek bir somut tespit bulunmamaktadır”
Genelgede doğum oranlarına yapılan vurguya eleştiri getiren Nazlıaka, kadınların bireysel haklarının ve çalışma hayatındaki sorunlarının yeterince ele alınmadığını ifade etti:
“Kadını ‘kuluçka makinası’ gibi gören bu yaklaşım, kadınların birey olarak haklarını, istihdama katılımını ve özgürlüklerini geri plana itmektedir. Genelgede ‘doğurganlık oranlarının artırılması’ hedefi açıkça ifade edilmesine rağmen, kadınların çalışma hayatında karşılaştığı eşitsizlikler, kreş eksikliği, bakım yükünün adaletsiz dağılımı gibi temel sorunlara somut çözümler sunulmamaktadır.”
Nazlıaka, çocukların temel haklara erişiminde yaşanan sorunlara da dikkat çekti. Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de kadınlar çocuklarının gözü önünde şiddet görüyor, katlediliyor. Bu gerçek ortadayken aileyi büyütmekten bahsetmek samimiyetsizdir. Önce kadını koruyacaksınız. Geçen hafta Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye’ye açık çağrı yaptı; ‘İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayın.’ Genelgede uluslararası uygulamalara atıf yapılmış. O halde önce bu çağrıyı dikkate alsınlar.
Bugün ülkemizde çocuklar en temel haklarına bile erişemiyor. Barınma, sağlıklı beslenme, nitelikli eğitim, sağlık hizmetlerine erişim sorunları var. Okullarda hâlâ ücretsiz bir öğün bile verilmiyor. Çocuklar okulda açlıktan bayılıyor. İktidar bu tabloyu görmeden hangi ‘sağlıklı nesilden’ söz ediyor? Genelge kırsal nüfus dengesinden bahsediyor. Hangi kırsal nüfus? Tarımı bitirdiler. Hayvancılığı bitirdiler. Köylüyü toprağından kopardılar. Planlı tarım yerine maden politikalarıyla kırsalı boşalttılar. Toprağını savunan köylüye baskı uyguladılar. Esra Işık tutukluyken hangi kırsal kalkınmadan söz ediyorlar? Genelgede bakım ekonomisinden de bahsedilmiş. Türkiye’de bakım yükü kadınların sırtında. Ücretsiz emekle ayakta duran bir sistem var. Kadınları sigortalamadan, sosyal güvence sağlamadan, emeklilik hakkı vermeden hangi bakım politikasını anlatıyorlar? Bu genelge, kadını birey olarak değil, doğurganlık üzerinden tanımlayan bir anlayışın ürünüdür.”




Yorumlar kapalı.