Zhang’a göre bu duvar yalnızca sayısız masum Uygur’u değil, baskı politikalarını uygulamakla görevlendirilen kişilerin “ruhlarını” da hapsetti.1986 yılında Çin’in Henan eyaletindeki yoksul bir Han Çinlisi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Zhang, sekiz yaşına kadar elektriğin bulunmadığı bir köyde büyüdü.2006’da üniversite eğitimi için Sincan’a giden Zhang, mezuniyetinin ardından kırsal bir bölgede matematik öğretmenliği yaptı. Daha yüksek gelir elde etmek isteyen Zhang, 2014’te Hotan bölgesindeki bir gözaltı merkezinde gardiyan olarak çalışmaya başladı. Öğretmenlik döneminde yaklaşık 400 dolar olan aylık geliri 650 dolara yükseldi.Zhang, gözaltı merkezindeki görevleri arasında güvenlik kamerası kayıtlarını izlemek, tutuklulara yiyecek ve ilaç dağıtmak ve haklarında suçlayıcı bilgi toplamak bulunduğunu anlattı.Sorgu odalarından çığlıklar duyduğunu, uykusuz bırakılmış ve darbedilmiş tutuklular gördüğünü söyleyen Zhang, o dönemde Çin yönetiminin bu kişilerin “terörist” ve “ayrılıkçı” olduğu yönündeki anlatısına inandığını belirtti.Zhang, 2016 sonunda memurluk sınavını kazanarak resmen polis teşkilatına katıldı. Bu dönem, Pekin yönetiminin Sincan’daki kitlesel gözaltı politikasını sertleştirmeye başladığı sürece denk geldi.New York Times’ın aktardığına göre uzun sakal bırakmak, Arapça öğrenmek veya namaz kılmak gibi davranışlar, kişilerin “dinî radikalleşme” şüphesiyle gözaltına alınmasına gerekçe yapılabiliyordu.Zhang, Uygurların evlerine düzenlenen gece baskınlarına katıldığını ve Kur’anlar ile diğer dinî eşyaların toplandığını anlattı:“Genellikle içeri ilk giren bendim. Onların kötü insanlar olduğuna inanıyordum.”
Çinli polisten Uygur itirafı: Sincan dev bir hapishaneydi




Yorumlar kapalı.