İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Aziz İstanbullular, Cemre Vakfının kıymetli insanları, saygı değer misafirler mübarek Ramazan’ı Şerifte sizlerle olmaktan mutluluk duyuyorum. İkinci gününü idrak ettiğimiz Ramazan’ı Şerifimizin tüm insanoğluna hayırlar getirmesini rabbimden niyaz ediyorum.
Gözlerinin ışıltısı yüreğimi ısıtan geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye’nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum. Bu anlamlı program vesilesiyle bugün ülkemizin 81 iline yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandım siz Cemrelerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlaşıyor sizi heyecan paylaşmak sizinle ufka bakmak birlikte yürümek benim için ayrı bir gururdur mutlulukların en büyüğüdür. Vakfımızın Hayri Başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan‘ı tebrik ediyorum.
Sizlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti özü hakka ve hakikate giden bir inceliği görüyorum. Sizlere bakınca benim sadık yarim kara topraktır diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel’deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde hızır gibi yetişen gönül elçileri değil aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden darda kalana yetişmeye hayat tarzı haline getiren yüksek bir sorumluluk bilinci görüyorum.
Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımız artırmamız başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz.
Hava su ve toprak artık ürkütücü bir boyuta ulaşan bu ürkütücü kirlenmeden payını alıyor. 40 50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken örneğin mikro plastikler deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri haline geliyor sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe yaklaşık dört asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor.
Kurdun kuşu dağın taşı örtü böceği çiçeğin ağacın suyun havanın toprağı tabiatta her varlığı hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz.
Agresif büyümenin tüketim çılgınlığını sömürüye dayalı konforun zenginliği ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek.




Yorumlar kapalı.